htmlkodlar.net

ŞANLI TÜRK TARİHİNİN İZLERİ - Blogcu



on
Turk Bayrağı
Özel Arama

« Önceki |

14/5/2009

İslam Tarihi, İslamiyet Öncesi ve Sonrası Türk Tarihi özeti

İslam Tarihi, İslamiyet Öncesi ve Sonrası Türk Tarihi

İslamiyet'ten Önce Orta Asya'da Kurulan Türk Devletleri

Türkler'in İlk Ana Yurdu

Türkler'in ilk ana yurdu Orat Asya'da; Batı'da Hazar Denizi'nden Doğu'da Kingan Dağları'na, Kuzey'de Altay Dağları'ndan Güney'de Hindukuş ve Karanlık Dağları'na kadar uzanan bölgedir.

Bu bölge, coğrafi yapısı ve iklim şartlarının da elverişli olması nedeniyle Türkler tarafından Ana Yurt olarak tercih edilmiştir.

Göçebe kültürünün sonucunda şu durum ortaya çıkmıştır.

Merkezi yapı güçlenememiş,

Teşkilatçı özellik gelişememiş,

Mimari ve şehircilik ortaya çıkmamış,

Ekonomi, hayvancılığa dayalı kalmış,

Askeri yapıysa gelişmiştir.





Türkler'in Orta Asya'dan Göç Etmenlerinin Nedenleri :

Topraklarının tarıma elverişsiz olması,

Hayvanlar için otlakların yetersiz olması,

İklim koşullarının değişmesi nedeniyle kuraklık ve şiddetli kış yaşanması,

Türk boyları ve yabancı kavimlerle yapılan mücadelelerdir.





Asya Hun (Büyük Hun) Devleti

Merkez Ötügen olmak üzere Orhun ve Selenga nehirleri çevresinde kuruldu.

Tarihte bilinen ilk Türk devletidir. Devletin kurucusu ve ilk hükümdarı Teoman'dır.

Çinlilere karşı seferler yaptılar, Çinliler de bu seferleri durdurmak için Çin Seddi'ni yapmak zorunda kalmışlardır.

Teoman'ın oğlu Meta Han döneminde; diğer Türk devletlerine de örnek olacak "onluk sistem"e dayalı ilk düzenli Türk ordusu kuruldu.

Asya Hun Devleti'nin Yıkılışı

Mete Han'ın ölümünden sonra oğulları ülkeyi iyi yönetemediler.

Çin entrikaları ve bu devletle yapılan savaşlar ülkeyi zayıflattı.

İpek Yolu'nun Çin kontolüne geçmesi nedeniyle Hun ekonomisi bozuldu.

Artan Çin baskısı nedeniyle ülke iyice zayıflayarak Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldı.





Kavimler Göçü :

Çin baskısından kaçan Kuzey Hunları, M.S. 375'de Batı'ya göç etmeye başladılar. Hun göçleri sonunda Karadeniz'in Kuzeyi'ndeki Germen kavimleri Batı'ya göç etti. Doğu Germen kavimlerinin göçü sonucunda , Roma İmaparatorluğu, M.S. 395 tarihinde, Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı.

UYARI : Avrupa'ya ve Anadolu'ya ilk Türk akını bu dönemde düzenlenmiştir. Bu akınlar Anadolu'ya yerleşme ve yurt edinme amacı taşımamaktadır.





Avrupa Hun Devleti

M.S. 400'lerde başkent Etzelburg olmak üzere Avrupa Hun Devleti kuruldu. Bu sırada Hun hükümdarı Balamir'di.

Avrupa Hunları'nın en ünlü hükümdarı Attila'dır.

Attila, 447 yılında büyük bir ordu ile Doğu Roma (Bizans) üzerine yürüdü ve onları vergiye bağladı.

451 yılında Batı Roma İmparatorluğu üzerine ve 452 yılında da İtalya üzerien iki büyük sefer yaptı.





Göktürk Devleti

552'de Avarlar'a karşı isyan ederek, Bumin Kağan önderliğinde Ötügen merkez olmak üzere kuruldu.

Tarihte Türk ismini devlet isimlerinde kullanan ilk topluluktur.

Bumin Kağan'ın yerine geçen Mukan Kağan zamanında devlet en parlak dönemini yaşadı.

İstemi Yabgu döneminde Bizans ile Sasani Devleti'ne karşı büyük mücadeleler yapıldı.

Göktürk Devleti, Çin entrikaları sonucu, 582 yılında Doğu ve Batı Göktürkler olarak ikiye ayrıldı.

UYARI : Bu dönemde İpek Yolu, Göktürk, Sasani ve Bizans Devletleri'ni karşı karşıya getirmiştir. İlk Türk-Bizans ittifakı Sasaniler'e karşı bu dönemde olmuştur (571). Hedef doğu-batı ticaretini ele geçirmektir.





II. Göktürk (Kutluk) Devleti

682 yılında Kutluk Kağan önderliğinde kuruldu.

Ünlü hükümdarları Bilge Kağan döneminde, vezirleri Kültigin ve Tonyukuk ile birlikte, en parlak dönemlerini yaşadılar.

Bilge Kağan'ın ölümünden sonra zayıflayarak Basmil, Karluk ve Uygurlar'ın isyanı sonucu yıkıldılar.

UYARI : Türk tarihinin ve Türk edebiyatının ilk yazılı kaynağı olarak kabul edilen Orhun yazıtları bu dönemde yazılmıştır. Bu yazıtlarda Göktürk Tarihi ve Türk Uygarlığı hakkında önemli bilgiler verilmektedir.





Uygur Devleti

Yerleşik yaşamı benimseyen ilk Türk topluluğudur.

Budizm ve Maniheizm'i benimsediler.

Çin'den sonra matbaayı geliştirerek ikinci kez kullanılan ve hareketli harfleri icat ettiler.

840 yılında Kırgız Türkleri tarafından yıkıldılar.

UYARI : Budizm ve Maniheizm Uygurların hem mimari alanında hem de savaşçı özelliklerini kaybetmelerinde etkili olmuştur.

Kırgızlar, Uygurları yıkarak Türk yurdunun Moğollar'ın eline geçmesine neden olmuşlardır. Bu yüzden Türk tarihinde olumsuz anılmışlardır.





Avarlar

En ünlü hükümdarları Bayan Kağan döneminde Doğu Roam İmparatorluğu üzerien bir çok sefer yaptılar.

Sasanilerle birleşerek ilk defa İstanbul'u kuşattılar fakat ele geçiremediler.

Hristiyanlığı kabul eden Türk topluluklarındandırlar.

istanbul'u ikinci defa kuşattılar fakat bundaki başarısızlıkları zayıflamalarına sebep oldu ve 805 yılında Franklar'ın saldırısı sonucunda yıkıldılar.

UYARI : İslamiyet'i kabul eden boylar bugünkü Kazan Türklerinin temelini oluşturur.





Bulgarlar

Orta Asya'dan ve Oğuzlar'dan koparak Batı'ya göç eden kabilelerin birleşmesiyle oluştular.

Bir kısım Bulgar Türkleri Volga Nehri çevresine gelerek İdil (Volga) Bulgar Devleti'ni kurdular. Bu devlet 1236 yılında Altın Ordu Devleti tarafından yıkıldı.

Türk boylarına gelen diğer Bulgar Türkleri burada Tuna Bulgar Devleti'ni kurdular. Tuna Bulgarları zamanla Slavlaşarak ve IX. yüzyılda da Hristiyanlığı kabul ederek tarih sahnesinden silindiler.





Hazarlar

Hazar Türkleri tarafından Karadeniz'in kuzeyi ile Kafkaysa arasında kuruldu.

Hz. Ömer ve Hz. Osman zamanında İslam ordusu ile mücadele ettiler.

Hazar Türkleri, Museviliği kabul eden ilk Türk topluluğu olduklarından İslamiyet'in Avrupa'da yayılmamasında etkili oldular.

UYARI : Museviliği daha çok merkez yönetiminde bulunanlar kabul etmişlerdir. Halk arasında ise daha çok Hristiyanlık, Müslümanlık ve Şamanizm görülür.





Macarlar

Macar boyları Peçenek baskısı sonunda bugünkü Macaristan'a yerleştiler.

Avrupa'nın batısına ve güneyine akınlar yaptılar.

995 yılında Germen Kralı'nın karşı akını sonucunda büyük yenilgi aldılar.

Bu tarihten itibaren yavaş yavaş Hristiyanlaşarak kültürel özelliklerini kaybettiler.

UYARI : Macarlar, Hristiyanlığın Katolik mezhebini benimseyen tek Türk boyudur. Dinlerindeki değişim devlet yapılarına yansımış, boylar birliğine dayalı siyasi yapıdan, krallık sistemine dayalı bir yapıya geçmişlerdir.

macarlar aynı zamanda, Germenlerin Balkanlara inmesi ve Balkanlardaki Slavlarla kuzeydeki Slavların birleşmesini engellemişlerdir.





Peçenekler

Göktürk ve Uygur hakimiyetinde yaşadıktan sonra, X. yüzyılda Batı'ya göç ettiler. Macar ve Rus tarihinde etkili oldular.

XI. yüzyılda Hristiyanlığı kabul ettiler.

Malazgirt Savaşı'nda Oğuzlarla birlikte Bizans ordusuda yer aldılar.

1091 'de Kıpçaklarla yaptıkları bir savaşta yenildiler ve giderek dağıldılar.

UYARI: Peçenekler, Bizans ordusunda ücretli asker olarak görev almıştır. Bizans, Peçenekler'in bazılarını da Anadolu'ya yerleştirmiştir.





Kıpçaklar (Kumanlar)

Kıpçaklar, XI. yüzyılın başlarında Moğollar'ın baskısıyla Orta Asya'dan göç ederek Doğu Avrupa'ya geldiler.

Ruslarla büyük mücadeleler sonucunda Ruslar'ın Karadeniz'e inmelerini engellediler.

Zamanla ortadan kalktılar.

UYARI : Kıpçakların Seyhun Irmağı boylarında Oğuzlarla yaptıkları savaşlar, Dede Korkut Hikayeleri'ne konu olmuştur.





Oğuzlar

Oğuzlar başta Selçuklu ve Osmanlı olmak üzere daha bir çok Türk devletinin kurucuları olarak bilinirler.

Göktürk Devleti yıkıldıktan sonra Uygurların hakimiyeti altına girdiler.

Uygurların yıkılmasından sonra başkent Yenikent olmak üzere devlet kurdular.

Malazgirt Savaşı'nda, Bizans ordusunda yer aldılar.

UYARI : Oğuzların tarihte büyük devletlerin kuruluşunda etkili olmaları Türk toplulukları içinde en önemli boy kabul edilmelerine neden olmuştur. Türk toplulukları içinde İslamiyet'i kabul eden Oğuzlara "Türkmen" denilmiştir.

Uzların bir kısmı Hristiyanlığı kabul ederek Hristiyanlaşmışlar, Kafkasya'nın güneyine inen diğer bir kısmı ise İslamiyet'i kabul ederek Müslümanlaşmışlardır.





Türgeş Devleti

I. ve II. Göktürk Devletleri hakimiyetinde yaşadıktan sonra VII. yüzyılda Balasagun merkez olmak üzere devletlerini kurdular.

Sulu Kağan önderliğinde Emevilerle uzun yıllar mücadele ettiler.

Yerleşik yaşamı benimsediler ve tarihte parayı kullanan ilk Türk topluluğu oldular.

766 yılında Karluklar tarafından hakimiyetlerine son verildi.

UYARI: İslamiyet'in Orta Asya'da yayılmasını bir süre engellemişler böylece Orta Asya Türkleri'nin Araplaşmasını önlemişlerdir.





Karluklar

VI. yüzyılda Doğu Göktürk Devleti'ne bağlı olarak, Altay Dağları'nın batısında Kara İrtiş Nehri boylarında yaşadılar.

Talas Savaşı'nde Müslümanlar'ın tarafını tutarak Orat Asya'nın Çinlileşmemesinde önemli rol oynadılar.

Talas Savaşı'ndan sonra İslamiyet'i kabul ederek Müslüman olan ilk Türk boylarından biri oldular.





Sabirler

Ural Dağları'nın Güneyineve Kuzey Kafkasya'ya yerleştiler.

VI. yüzyıldan itibaren Doğu Avrupa'ya kadar inerek bu bölgedeki Bizans ve Sasani Devleti ile mücadele ettiler.

557 yılında Avarlarla yaptıkları savaşta yenilip, bu tarihten itibaren gittikçe zayıflayarak tarih sahnesinden silindiler.

Sibirya bölgesi, Sibirlerin bu bölgede yaşamalarından dolayı bu adı almıştır.



İlk Türk Devletlerinde Kültür ve Uygarlık



Devlet Yönetimi



Uygurlar dışında bütün Türk Devletleri göçebe devlet şeklinde yaşamışlardır.

Aileler obaları, obalar boyları, boylar ise budunları meydana getirirdi.

Devlet, hanedanın ortak malı kabul edilirdi.

Hakanın yetkileri "Kurultay" denilen danışma meclisi ile sınırlandırılmıştı.

UYARI : Bu durum Türk devletlerinde taht mücadelelerine sebep olmuştur. Bu yüzden Türk devletleri çok kısa sürelerde yıkılmıştır. Devlet kuzey-güney, doğu-batı, sağ-sol olmak üzere ikiye ayrılırdı. Sağı hükümdarlar yönetirdi. Senede iki kez toplanan Kurultay adı verilen bir meclis vardır. Boy beylerinden oluşurdu. Önemli kararlar alınırdı.

Kurultay, Türklerde askeri yapıda demokrasinin olduğunu gösterir.





Hukuk



İslamiyet öncesinde kurulan Türk devletlerinde yazılı hukuk kurallarına rastlanmaz.

Genelde, sosyal hayatı düzenleyen sözlü hukuk kuralları yani töreler baskındır.

Devlet yapısında töreyi uygulayan adalet teşkilatının başı hükümdardır.

Töre hükümleri ile çok ağır cezalar verildiği görülmüştür.





Ordu



İlk Türk devletlerinde kadın-erkek her Türk asker sayılırdı.

İlk düzenli Türk ordusu Asya Hun İmparatoru Mete Han tarafından kuruldu.

Ordunun başında başbuğ denilen başkomutan bulunurdu.

Türkler savaşlarda en çok sahte ricat denilen geri çekilme taktiğini uygulayarak başarılı oldular.

UYARI : Mete Han tarafından kurulan ordu, Türk Kara Kuvvetleri'nin temeli olarak kabul edilmiş ve Çin, Moğol, İran, Bizans ve Roma'yı da etkilemiştir.





Din



Tek bir tanrının varlığına inanılmış, Tanrı'ya "tengri" adı verilmişti.

Bu tanrı Gök tanrı olarak da bilinmekteydi.

Doğa da bir takım gizli güçlere inanılırdı.

Şamanizm yani iyi ruh ile kötü ruhun varlığına inanılan bir inançta yaygındı.

Öldükten sonra yaşama inanç vardı.

UYARI : İslamiyet öncesi Türklerde görülen tek Tanrı inancı, İslamiyet'in kabul edilmesinde etkili olmuştur. Bu Türklerde öldükten sonra yaşama inanılır, mezarlara Balbal'lar dikilirdi. (Balbal, öldürülen düşman sayısı kadar dikilirdi.)





Ekonomik Hayat



Bozkır kültürünün bir sonucu olarak göçebe ve yarı göçebe bir hayat sürmüşlerdir.

Göçebe hayatın bir sonucu olarak hayvancılık zorunlu geçim kaynağı olmuştur.

Bununla birlikte balıkçılık, tarım ve yağmacılık da ekonomik hayatta önemli yer almıştır.





Dil ve Edebiyat



Türklerde görülen en eski dil Göktürkçe ve alfabe olarak da Göktürk alfabesidir.

VII. yüzyılda Göktürkler tarafından Göktürk alfabesi ile yazılan Orhun kitabeleri bilinen en eski Türk yazıtları olarak kabul edilir.

Uygurlar da Uygur alfabesini kullanmışlar ayrıca hareketli harfleri bulmuş ve matbaayı kullanmışlardır.





Bilim ve Sanat



Oniki hayvanlı Türk takvimini meydana getirmişlerdir.

Bilim adamlarından meydana gelen ve Keneş Meclisi adı verilen bir meclisi meydana getirmişlerdir.

Göçebe hayat sürdükleri için taşınabilir sanat eserleri olarak kemer, kılıç, at koşumu gibi el sanatları ile uğraşmışlardır.

Uygurlar döneminde Maniheist mabetler yapılmış, mezar anıtları ve saray yapılarına da rastlanmıştır.



İslamiyet'in Doğuşu



Dünyanın Durumu



Arap Yarımadası'nın kuzeyinde Bizans İmparatorluğu, Doğu'da Sasani Devleti, Mısır'da Romalılar, Orta Asya'da Göktürk Devleti, Avrupa'da Kavimler Göçü sonrasında Batı Roma İmparatorluğu yıkılmıştı.





Arap Yarımadası'nın Durumu



Arap yarımadası; Uzak Doğu, Afrika ve Akdeniz ülkeleri arasındaki ticaret yolu üzerinde köprü görevi yapmaktaydı.

En yaygın din çok tanrılı putperestlikti.

Bu dinin en büyük putları olan Lat, Menat, Hubel ve Uzza, Hz. İbrahim'in yapmış olduğu Kabe'de bulunmaktaydı.

Arap Yarımadası'nın en önemli bölgesi; Mekke ve Medine'nin de içinde bulunduğu Hicaz bölgesiydi.

Mekke'ye V. yüzyıldan itibaren Hz. İsmail soyundan gelen Kureyş Kabilesi hakimdi.



Hz. Muhammed Dönemi



Hz. Muhammed'in Doğuşundan İlk Vahye



Hz. Muhammed 570 yılında Mekke'de dünyaya geldi.

25 yaşında Hz. Hatice ile evlendi.

610 yılında Hz. Cebrail, kendisine Kur'an-ı Kerim'in ilk ayetlerini getirdi.

Ona ilk inananlar, eşi Hz. Hatice, amcasının oğlu Ali, Mekke'li tüccarlardan Ebubekir ve azat ettiği kölesi Zeyd'di.

621'de Medine'li 12 Müslüman Hz. Muhammed'e biat etti.





Hicret



622 yılında Mekke'li Müslümanlar artan baskıdan kurtulmak ve İslamiyet'i yaymak amacıyla Mekke'den Medine'ye göç ettiler.

Medine'liler de Akabe Biat'ından sonra Müslümanlar'ı kendi şehirlerine çağırmışlardı.

Hicret sonunda İslamiyet daha güvenli bir ortamda yayılma olanağı buldu.

Hicret sonunda Medine halkı üç gruba ayrıldı: Muhacirler, Ensar ve Yahudiler.

Siyasi ve askeri bakımdan Hz. Muhammed'in liderliği kabul edildi.





Hz. Muhammed'in Savaşları



Bedir



Bedir savaşı Medineli Müslümanlarla Mekkeliler arasında yapılan ilk savaştır.

624 yılında Bedir Kuyusu çevresinde yapılmıştır.

Savaş Müslümanlar'ın zaferi ile sonuçlandı.

Savaş sonunda, diğer İslam Devletleri içinde örnek oluşturacak ganimet paylaşma geleneği başladı.

Savaşta ele geçirilen Mekkeli esirler, Müslümanlar'a okuma yazma öğretme koşuluyla serbest bırakıldı.

Bedir Zaferi ile birlikte bedir Kuyuları ve Şam ticaret yolu Müslümanlar'ın eline geçti.





Uhud



Bedir Savaşı'nın Müslümanlar'ın zaferi ile bitmesi üzerine Ebu Süfyan komutasındaki Mekkeliler, Bedir Savaşı'nın intikamını almak amacıyla 625 yılında Medine üzerine yürüdü.

700 kişiden olaşan İslam ordusu da Uhud Dağı'nın olduğu yere geldi ve bu dağın eteklerine okçular yerleştirip savaşa başlandı.

Savaşı tam Müslümanlar kazanmak üzereyken, okçuların yerlerini terketmeleri ile savaşın kaderi Müslümanlar'ın aleyhine değişti ve islam ordusu ilk yenilgisini almış oldu.



UYARI : Bu savaşın sonucu İslamiyet'in yayılmasına engel olmadı. Müslümanlar Uhud Savaşı'nda yenilmesine rağmen İslamiyet yayılmasını devam ettirmişti. Hz. Muhammed, Mekke ve Medine arasında yaşayan kabilelerle iyi geçinerek Mekke'yi siyasi açıdan yalnız bırakma politikası izlemiştir.





Hendek



Mekkeliler Uhud galibiyeti ile istedikleri sonuca ulaşamamış, İslamiyet'in hızla yayılmasını önleyememişlerdi.

İslamiyet'i tamamen yok etmek isteyen Mekkeliler, Ebu Süfyan komutasında yeni bir orduyla, 627 yılında Medine üzerine yürüdüler.

İran'lı Salman-ı Farisi'nin önerisi üzerine şehrin etrafına hendek kazıldı.

Mekkeliler alışık olmadıkları bu savunma tekniği karşısında geri dönmek zorunda kaldılar.

Hendek Savaşı Mekkeliler'in, Müslümanlar üzerine son saldırısı oldu. Bu savaştan sonra Müslümanlar saldırı gücü elde ederken Mekkeli müşrikler savunmaya çekildiler.





Hudeybiye Barışı



Müslümanlar hac vazifesini yerie getirmek amacıyla 1500 kişiyle Mekke'ye doğru yola çıktı.

Hudeybiye Kuyusu'na gelindiğinde Mekkelilerle bir antlaşma yapıldı. Bu antlaşmaya göre;

1. Taraflar birbirleri ile 10 yıl süreyle savaşmayacaklar,

2. Arap kabileleri istedikleri tarafa geçebilecekler ancak iki taraf da kendisine bağlı olan kabileye askeri yardımda bulunmayacak,

3. Velisinin izni olmayan Mekkeli bir genç, İslamiyet'i kabul etmesi halinde Medine'ye alınmayacak fakat Müslümanlar'dan Mekke tarafına geçen olursa kabul edilecek,

4. Müslümanlar hac ziyaretini ertesi yıl da yerine getirebileceklerdi.





Hayber'in Fethi



Hz. Muhammed, 629 yılında Şam kervan yolu üzerinde bulunan Yahudi yerleşim yeri olan Hayber Kalesi'ne sefer düzenledi.

Hayber'de bulunan Yahudilerin Şam ticaret yolunda Müslüman ticaret kervanlarına zrar vermesi ve Yahudilerin Mekkelileri kışkırtarak Hendek Savaşı'na sebep olmaları nedeniyle kale kuşatıldı.

Kale kısa sürede Müslümanlar'ın eline geçti ve Şam ticaret yolunun güvenliği sağlanmış oldu.

Bu fetih sonunda Yahudilerden ilk defa haraç vergisi alındı.



UYARI : Bu fetihten sonra Arabistan Yarımadası'nda Müslümanlar'a olumsuz etkide bulunabilecek önemli Yahudi yerleşim bölgesi kalmadı.

Hayber, Müslümanlar'ın fethettiği ilk yerdir. Böylece İslam Devleti'nde fetih politikası başlamıştır.





Mu'te Seferi



İslamiyet'in ilk yıllarında İslamiyet'e davet edilen Gassaniler, bu davet için gönderilen elçiyi öldürmüşlerdi.

629 yılında bir Müslüman keşif kolu Gassanilerce pusuya düşürülüp öldürülmüştü.

Hz. Muhammed, Gassaniler üzerine kalabalık bir ordu gönderdi.

İslam ordusu Lut Gölü'nün güneyinde Gassaniler'i himaye eden Bizans ordusu ile çarpıştı, savaş Müslümanlar'ın aleyhine sonuçlandı.



UYARI : Gassaniler Bizans'la sınır komşusuydu. Gassaniler bu yüzden Bizans'ın etkisinde kaldıkları için Hristiyanlığı kabul etmişlerdir. Mu'te Savaşı Müslümanlarla Bizans ordusu arasında yapılan ilk savaş olarak kabul edilmektedir.





Mekke'nin Fethi



Hz. Muhammed, 630 ylında büyük bir ordu ile Mekke üzerine yürüdü.

Mekke üzerien yürümesinin sebebi Mekkeliler'in Hudeybiye Barış Antlaşması'nın maddelerini ihlal etmesiydi.

Mekkeliler Hz. Muhammed'e karşı koyamayacaklarını anlayınca, Müslümanlar önemli bir direnişle karşılaşmadan şehre girdi.

Hz. Muhammed Kabe'ye gelerek bütün putları kırdırdı.

Fetih'ten sonra Mekkeliler kitleler halinde İslamiyet'i kabul etti.





Huneyn Savaşı



Mekke'nin fethinden sonra civardaki bazı putperest kabileler, başta Havazin Kabilesi olmak üzere Mekke'yi geri almak için 630 yılında Huneyn denilen yerde toplanmaya başlamışlardı.

Hz. Muhammed büyük bir ordu ile Huneyn Vadisi'ne yürüdü.

Yapılan savaşta İslam ordusu zafer kazandı.

Bu savaşta putperestlere Taif kenti yardım etmişti.



UYARI : Huneyn Savaşı ile Arap Yarımadası'ndaki son putperest tehlike önlendi.





Taif Seferi



Huneyn Savaşı'nda Taifliler'in putperestlere yardım etmesi üzerine, Hz. Muhammed 630 yılında Taif üzerine bir sefer düzenledi.

Müslümanlar Taif Kenti'ni kuşattılar, fakat surlarla çevrili kenti alamadılar.

Ertesi yıl Taifliler elçi göndererek İslamiyet'i kabul ettiler.



UYARI : Böylece, Hz. Muhammed döneminde Hicaz tamamen Müslümanlaştı.





Tebük Seferi



Bizans İmparatoru Heraklius'un Arabistan üzerine büyük bir sefer yapacağı haberinin alınması üzerine,

Hz. Muhammed 631 yılında 30.000 kişilik bir ordu ile Bizanslıları durdurmak için yola çıktı.

Tebük denilen yere gelindiğinde haberin asılsız olduğu anlaşıldı.

Tebük seferi sırasında, bölgedeki bir çok Arap kabilesi İslamiyet'i kabul ettiği için, sefer Müslümanlar açısından faydalı oldu.



UYARI : Tebük Seferi ile Gassaniler'in Müslüman olması ve Suriye fetihleri için ortam hazırlamıştır.





Veda Haccı ve Hz. Muhammed'in Son Yılları



Hz. Muhammed 632 tarihinde hac görevini yerine getirmek için 125 bin kişilik bir toplulukla Mekke'ye geldi.

peygamber Müslümanlar'a Kur'an'ın tamamlandığını bildirdi.

Hz. Muhammed'in bu haccına "Veda Haccı", okuduğu hutbeye de "Veda Hutbesi" denir. Hutbede, Peygamber insanlara Allah'tan başka ilah olmadığını, kadınlara ve kölelere iyi muamele edilmesini, Cahiliye Devri'nden kalma kan davalarından vazgeçilmesini söyledi.

Hz Muhammed Medine'ye döndükten sonra hastalanarak 8 Haziran 632'de 63 yaşında vefat etti.

Arap Yarımadası'nda putperestliksona ermiş İslamiyet yayılmış, siyasal birlik sağlanmış, İslam Devleti'nin temelleri de atılmıştı.



Dört Halife Dönemi



Hz. Ebubekir Dönemi



Hz. Muhammed'in ölümü üzerine Hz. Ebubekir 632 yılında halife seçildi.

Bu arada Arabistan'da bazı kabileler dinden dönmüş,Yemen'de de yalacı peygamberler ortaya çıkmıştı.

Halid Bin Velid komutasındaki İslma ordusu Yemen'e gönderilerek yalancı peygamberler ortadan kaldırıldı.

Başka bir İslam ordusu Irak ve Suriye üzerine gönderildi.

634 yılında yapılan Yermuk Savaşı ile Bizans orduları yenildi ve Suriye kapıları Müslümanlar'a açıldı.

Hz. Ebubekirdöndeminde Kur'an-ı Kerim'in ayetleri toplandı ve bir kitap haline getirildi.

Hz. Ebubekir 634 yılında hastalandı ve 63 yaşında vefat etti.



UYARI : Hz. Muhammed'in yaymış olduğu İslamiyet, Hz. Ebubekir döneminde iyice kökleşmiştir.





Hz. Ömer Dönemi



Hz. Ebubekir'in vefatı üzerine 634 yılında Hz. Ömer halife seçildi.

635 yılında yapılan Ecnadin Savaşı sonunda İslam orduları galip geldi ve Suriye Müslümanlar'ın denetimine girdi.



UYARI : Bu savaşla İran yolu Müslümanlar'a açıldı.



Suriye'nin yanı sıra Filistin ve Kudüs de denetim altına alındı.



UYARI : Suriye'nin denetim altına alınması ile birlikte İslam dünyası Anadolu ile komşu olmuştur.



632 yılında Amr İbn-ül As komutasındaki islam ordusu, Bizans'ın elinde bulunan Mısır'ı fethetti.



UYARI : Mısır'ın alınması ile İslamiyet ilk defa Kuzey Afrika'da yayılmaya başladı. Böylece, Bizans İmparatorluğu'nun Kuzey Afrika'daki egemenliği sarsıldı.



634 yılında Ebu Ubeyde komutasındaki İslam ordusu Köprü Savaşı'nda Sasanilere yenildi. Sa'd Bin Ebi Vakkas komutasında yeni bir ordu , 636 yılında Kadisiye Savaşı'nda Sasani ordusunu yendi ve bütün Irak'ı ele geçirdi.



UYARI : Bu dönemde, Suriye, Filistin ve Kudüs'ün Müslümanlar tarafından alınması ile Bizans'ın Orta Doğu'daki varlığı sona erdi.



Sasani ordusu, 642 yılında yapılan Nihavend Savaşı ile tekrar yenildi. Bu savaş ile Sasani Devleti sona erdi.



Hz. Ömer Dönemindeki Teşkilatlanma Çalışmaları



Hz. Ömer zamanında bir çok fetihler yapıldığı için devlette teşkilatlanmaya olan ihtiyaç arttı.

Teşkilatlanmada Sasani ve Bizans etkisi görülür.

Mali ve askeri özellik taşıyan ilk "divan örgütü" kuruldu.

Fethedilen yerler, ilk defa yönetim birimlerine ayrıldı.

Adli teşkilatlanmaya önem verildi.

İslam Devleti'nde ilk kadı bu dönemde atandı.

Hicri takvim düzenlendi.





Hz. Osman Dönemi



Hz. Ömer'in ölümü üzerine 644 tarihinde, Emevi soyundan Hz. Osman halife seçildi.

Abdullah Bin Sa'd komutasında İslam ordusu Tunus bölgesini aldı.

Suriye valisi Muaviye, 649 yılında Kıbrıs, Rodos ve Girit'i fethetti.

Azerbaycan'ın fethi tamamlandı.

Trablusgarp, Tunus, Horasan ve Harezm ele geçirildi.

Kur'an-ı Kerim çoğaltıldı.



UYARI : Bu, Kur'an-ın değişmeden günümüze kadar gelmesini sağladı.



Hz. Osman Emevi kökenli olduğu için kendi sülalesinden olan kişileri devlet içinde önemli mevkilere getirdi.



UYARI : Bu durum İslam dünyasında ileride ortaya çıkacak ayrılıklar için zemin oluşturmuştur.



Hz. Osman, 656 yılında bir ayaklanma sırasında öldürüldü.





Hz. Ali Dönemi



Hz. Osman'ın ölümü üzerine Hz. Muhammed'in damadı ve amcası Ebu Talib'in oğlu olan Hz. Ali halife seçildi. Hz. Ali'nin halifeliği Emeviler sülalesinin hoşuna gitmedi.

656 yılında iki taraf Kufe şehri yakınlarında bir araya geldi.

Yapılan savaşta Hz. Ali galip geldi.



UYARI :Bu olaydan sonra Hz. Ali güvenlik gerekçesiyle devletin merkezini Kufe'ye taşıdı. Böylece, İslam Devleti'nin merkezi ilk defa değişti.



Hz. Ali, 657 yılında Muaviye'nin üzerine yürüdü.

Sıffin Savaşı'ndea Muaviye'nin hile yapması üzerine sonuç alınamadı ve hakeme başvuruldu.



UYARI : Bu savaş Müslümanlar arasında yapılan ilk savaştır.



Hakem Olayı



Sıffin Savaşı'nda bir sonuç alınamayınca taraflar, iki taraftan da seçilecek birer hakemin kararına başvurmayı gerekli gördü.

Hz. Ali'nin hakemi Ebu Musa el-Eş'ari, Muaviye'nin hakemi ise Amr İbn-ül As oldu.

Hakemler Muaviye'nin entrikası sonucu onu halife seçti.

Müslümanlar üç gruba ayrıldı.

1. Hz. Ali taraftarları; Şiiler

2. Muaviye taraftarları; Sunniler

3. Tarafsızlar (Hariciler)



UYARI : Bu olayla İslam dünyasında ilk ayrılıklar başlamış ve mezhep ayrılıklarının temeli atılmıştır.



Hariciler'in ayaklanması sonunda 661 yılında Hz. Ali öldürüldü.



UYARI : Hz. Ali döneminde Müslümanlar arasında yapılan savaşlardan dolayı fetihler durgun geçmiş ve Tunus kaybedilmiştir.





Emeviler Dönemi



Muaviye Dönemi



Hz. Osman zamanında Şam valiliğine getirilen Muaviye, 661 yılında halife oldu.

Muaviye Emevi Devleti'nin ilk hükümdarıdır.

Bu dönemde halifelik seçim sisteminden çıkarılarak saltanat haline getirildi.

İstanbul kuşatıldı fakat alınamadı.



UYARI : İslam tarihinde ilk defa Emeviler İstanbul'u kuşatmıştır.



Ölmeden önce oğlu Yezid'i halife tayin etti ve böylece halifelik resmen saltanat haline geldi.





Yezid Dönemi



Muaviye 680 yılında öldükten sonra yerine oğlu Yezid halife oldu.

Kufeliler de Hz. Hüseyin'i halife seçtiler.



UYARI : Bu dönemde Kuzey Afrka'nınfethi tamamlanmasına rağmen, Berberilerin ayaklanması ile bölge tekrar elden çıkmıştır. Kuzey Afrika ancak Abdülmelik zamanında kontrol altına alınabilmiştir.



Yezid ve Hz. Hüseyin taraftarları 681 yılında Kerbela denilen yerde karşılaştı ve Hz. Hüseyin ve taraftarları, Yezid ordusu tarafından öldürüldü.

İslamiyet toplumu bu olaydan sonra Sunniler ve Şiiler olarak ikiye ayrıldı.





Abdülmelik Dönemi



Yezid'in 683 yılında ölmesi ile II. Muaviye halife oldu.

II. Muaviye, 685 yılında halifeliği Abdülmelik'e bıraktı.

Bizans, Kuzey Afrika, Anadolu ve Hindistan üzerine seferler düzenlendi.



UYARI : Bu fetihler sırasında Kuzey Afrika'da yaşayan Berberiler kitleler halinde İslamiyet'i kabul etmeye başladılar.



Bizanslar, Kuzey Afrika'dan tamamen çıkartılarak sınırlar, Atlas Okyanusu'na dayandırıldı.

Arapça resmi dil oldu ve ilk İslam parası olan sikke bastırıldı.



UYARI : Böylece İslam Devleti'nin ekonomisi Bizans ve Sasani etkisinden kurtulmaya başlamıştır.







Velid Dönemi



Abdülmelik'in 705 yılında ölümü üzerine oğlu Velid halife oldu.

Tarık Bin Ziyad komutasında İspanya'ya geçildi.

711 yılında Kadisk'de Vizigot ordusu yenilgiye uğratıldı.



UYARI : Puvatya Savaşı (732) ile Müslümanlar'ın Avrupa'daki ilerleyişi duruduruldu.



Şarl Martel ile 732 tarihinde yapılan Puvatya Savaşı'nda yenilindi ve İspanya'ya geri çekilindi.







Emevi Devleti'nin Yıkılışı



1. Devlet yönetiminde meydana gelen bozukluklar

2. Emeviler'in Arap milliyetçiliği yaparak Müslümanlar arasında ikilik çıkarmaları



UYARI : Bu politikalarından dolayı İranlılar ve Türkler Emeviler'e karşı sürekli ayaklanmışlar ve yıkılmalarında etkili olmuşlardır. Örnek olarak Horasan valisi Kuteybe Bin Müslim'in isyanını verebiliriz.



3. Halifelerin, fetihlerde ordunun başında bulunmayıp, saraya kapanmaları

4. Abbasoğulları'nın, Emeviler aleyhinde propagandaları

5. Muaviye ve Yezid döneminde Müslümanlar'a ve Hz. Muhammed'in soyundan gelenlere yapılan kötü muameleler

6. Şii ve Harici grupların aleyhte çalışmaları



Abbasiler Dönemi



Abbasi Hükümdarları



Ebu'l Abbas Dönemi





Abbasi Devleti, Hz. Muhammed'in amcası Abbas'ın torunlarından Ebu'l Abbas tarafından 750 tarihinde kuruldu.

Abbasi hükümdarları, Emeviler gibi Arap üstünlüğüne dayalı bir devlet kurmadılar.

Ebu'l Musa, Haşimiye şehrini devlet merkezi yaptı, iç karışıklıklarla uğraştı, kanlı bir şekilde siyasi birliği sağladı.



UYARI : Ebu'l Abbas, siyasi birliği sağlarken yaptığı çalışmalar yüzünden "Seffah" (kan dökücü) lakabını almıştır.





Ebu Cafer El- Mansur Dönemi





Ebu Cafer El-Mansur, 754 yılında halife oldu.

754 yılında Abbasi Devleti'nin başkenti Bağdat'a taşındı.

751 yılında Çinlilerle Talas savaşı yapıldı.

Bu dönemde kültür hareketleri oldukça ilerledi.





Harun Reşit Dönemi





Harun Reşit, 786 yılında Abbasi Devleti'nin başına geçti.

Bu dönem Abbasilerin en parlak dönemi oldu.



UYARI : Binbir Gece Masalları'nda geçen Bağdat halifesi Harun Reşit'tir. Binbir Gece Masalları'nda özellikle bu dönemdeki İslam hazinesinin zenginliği vurgulanır.



Anadolu'ya akınlar yapıldı, İstanbul kuşatıldı fakat başarılı olunamadı.

Bu dönemde de iç isyanlar sürdü.





Me'mun Dönemi





Harun Reşit'in ölümü üzerine yerine oğlu Emin geçti.

Kısa süre sonra yerine Harun Reşit'in diğer oğlu Me'mun geçti.

Mu'tezile Mezhebi bu dönemde ortaya çıktı.

Bu dönemde Antik Çağ Yunan eserleri Arapça'ya çevrildi.



UYARI : Arap-İslam Devleti kültür ve sanat alanında dışarıdan (Helenizm'den) en çok bu dönemde etkilenmiştir.





Mu'tasım Dönemi





Me'mun'un ölümü üzerine 833 yılında kardeşi Mu'tasım halife oldu.

Bizans sınırlarında "Avasım" denilen Türk ordugahları kurdurdu.



UYARI : Avasım kentlerinin oluşturulma nedeni; İslam dünyasına karşı Bizans saldırılarını kırmaktır.



Mu'tasım'ın ölümü üzerine merkez otorite zayıfladı.



UYARI : Türkler'in sınır boylarında, yerleşim yerlerinden uzak bölgelerde Emir'ül Ümera görevi verilerek merkezden uzaklaştırılmasının ve ordugahlarda toplanmasının nedenleri savaşçı özelliklerini kaybetmelerini önlemek ve merkezde tehlike oluşturmalarını engellemekti.



Devlete bağlı Tavaif-i Mülk'ler bağımsızlıklarını ilan etti.





Abbasi Devleti'nin yıkılışı





Abbasi Devleti'nin Yıkılma Nedenleri

Abbasi Devleti, Mu'tasım'ın ölümü ile zayıfladı ve Moğollar'ın Bağdat'ı istilası ile yıkıldı.

Selçukluların yıkılması ile koruyucuları ortadan kalktı.

Şiilerin ve Emevilerin olumsuz çalışmalarından zarar gördü.

Zayıflama döneminde fetihlerin durgun geçmesi nedeniyle ekonomi zayıfladı.

Moğol Hükümdarı Hülagu'nun Bağdat'ı istilası ile Abbasi Devleti ortadan kalktı.





Endülüs Emevi Devleti



Abbasi Devleti yıkıldıktan sonra Abdurrahman bin Muaviye tarafından Kurtuba merkez olmak üzere 756 yılında kuruldu.

Endülüs Emevi Devleti askeri alanda değil, bilim ve kültür alanında ileri gitti.

En parlak dönemini III. Abdurrahman zamanında yaşadı.

Endülüs Emevileri zamanında yapılan Kurtuba Medresesi dünyanın en ünlü medresesidir.



UYARI : Bu medrese Avrupa Üniversiteleri'nin temelini oluşturmuştur. Buradan eski Yunan ve Roma dönemine ait eserler hakkında da Avrupa'ya ilk bilgiler yayılmıştır.



Franklar'ın saldırıları sonucunda zayıfladı ve 1031 yılında yıkıldı.

Endülüs Emevi Develeti'nden sonra bölgede Beni Ahmer Devleti kuruldu.

Beni Ahmer Devleti 1492'de yıkıldı.





Beni Ahmer Devleti



Endülüs Emevi Devleti'nin yıkılmasından sonra, Gırnata merkez olmak üzere kuruldu.

Kısa sürede güçlenerek deniz ticaret filosu kurdu.

Elhamra Sarayı gibi büyük eserlerle mimaride ilerledi.

İspanya'da XV. yüzyılda Hristiyan birliğinin kurulması ile Hristiyan saldırıları sonucunda yıkıldı.

Böylece İspanya'da Müslüman etkinliği sona erdi.



İslam Kültür ve Uygarlığı



Devlet Yönetimi



Devletin başında bulunan kişi, hem dini, hem de siyasi açıdan tüm yetkilere sahipti.

İslamiyetin kurulduğu ilk yıllarda, devlet başkanı Hz. Muhammed idi.

Hz. Muhammed'den sonra devlet başkanlığı görevi için halifeler seçildi.

Halifeler, Hz. Muhammed'in peygamberlik görevi dışındaki dünyevi bütün görevlerini yerine getirdiler.

Hz. Ömer döneminde sınırların genişlemesi ile devlet yapısında yenilikler yapılarak vali ve kadılar atanmaya başlandı.

Devlet hazinesi olarak bilinen Beytül Mal oluşturuldu.

Emeviler Dönemi'nde halifelik babadan oğula geçmeye başladı.



UYARI : Hz. Muhammed'in ölümünden sonra ilk dört halife (Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali) seçimle belirlenmiştir.



Emeviler Dönemi'nde sınırların genişlemesi ile yeni devlet görevlileri ortaya çıktı.





Ordu



Sınırların genişlemesi ile ordu önem kazanmaya başladı.

Hz. Muhammed ve Hz. Ebubekir döneminde düzenli bir İslam ordusu yoktu.

İslam Devleti'nde, eli silah tutan her erkek asker olarak kabul edilirdi.

İlk düzenli İslam ordusu Hz. Ömer devrinde kuruldu.

Abbasiler devrinde, Türkler ve diğer milletler İslam ordusunda görev almaya başladı.

Hz. Osman devrinde ilk defa donanma kuruldu.





Sosyal Hayat



Sosyal hayata dair düzenlemeler Kur'an-ı Kerim'den alınırdı.

İslamiyette insanlar arasında fark olmamasına rağmen, Emeviler Dönemi'nde Araplar kendilerini diğer uluslardan üstün görmüşlerdi.

Arap olmayan Müslümanlar ise Mevali olarak adlandırılmıştı.

Abbasiler döneminde Araplarla Mevali eşit duruma geldi.

İslam Devleti'nde, Hristiyan ve Yahudiler'den oluşan topluma Ehl-i Kitap denir.

Ehl-i Kitap haricinde Müslüman olmayan kesime de Ehl-i Küfür denir.

Müslüman olmayan bu toplumlar haraç ve cizye vergileri verirdi.





Ekonomik Hayat



Ekonomi daha çok tarım, hayvancılık, ticaret ve el zanaatlarına dayalıydı.



UYARI : Abbasiler Dönemi'nde el zanaatları ile uğraşanlar, Fütüvvet Birlikleri denilen meslek örgütleri oluşturmuşlardır.



Hayvancılığın gelişmesi ile halı ve kilim dokumacılığı da gelişti.

Seramik, cam işlemeciliği ve dokumacılık da ilerledi.

Ticaret, İslamiyet ile birlikte Arap Yarımadası'nda oldukça hızlandı.

En çok ticaretin yapıldığı devlet Bizans'dı.

İslam Devletleri'nde, devlete ait gelirlere Beyt-ül Mal denir.

Devlete ait gelir kaynakları :

1. Savaş ganimetlerinin beşte biri

2. Gayrimüslimlerden alınan Haraç

3. Müslümanlar'dan alınan Öşür

4. Gayrimüslümlerden alınan Cizye

5. Maden, tuz, gümrük gelirleri

Emevi halifesi I. Velid zamanında ilk İslam parası basıldı.





Dil ve Edebiyat



İslamiyet'te dil ve edebiyatın kaynağı Kur'an-ı Kerim'dir.

Arapça, Emevi halifesi Abdülmelik zamanında resmi dil olarak kabul edildi.

İslamiyet'ten önce, sözlü edebiyat gelişmişken, Hz. Muhammed'in hayatını yeni nesillere aktarmak amacıyla yazılı edebiyata da önem verildi.

Düşünce hayatı Abbasiler ile birlikte gelişmiştir.





Bilim



İslam medeniyetlerinde bilim; İslami bilimler ve pozitif bilimler olmak üzere ikiye ayrılır.

İslam bilimlerinin temeli Kur'an-ı Kerim'dir.

Tefsir : Kur'an-ı Kerim'in ayetlerinin yorumlanması bilimidir.

Hadis : Hz. Muhammed'in söylediği sözler ve yaptığı işlerin bütününe hadis denir.

Hadis biliminin önde gelenlerinden biri Sahih-i Buhari'nin yazarı İmam Buhari'dir.

Fıkıh : İslam hukukudur. Temeli Kur'an-ı Kerim'dir.

Kelam : İslam felsefesidir.

Ünlü İslam bilginlerinden başlıcaları; Razi, İbn-i Cemşit, Farabi, İbn-i Sina, İbn-i Rüşt, Biruni, Taberi, Mesud-i, İbnül Esir ve İbn-i Haldun'dur.





Sanat



Sanat İslamiyet ile birlikte büyük gelişme gösterdi.

İslamiyet'in yayılması ile İslam sanatında İran, Türk ve Bizans sanatlarının etkisi görüldü.

İslam sanatı denince akla ilk gelen, mimaridir.

En önemli mimari eserler arasında; Ömer Camii, El Ezher Camii, İbn-i Tulun Camii, El Hamra Sarayı ve Kurtuba Camii sayılabilir.

El sanatlarında; oymacılık, kakmacılık, nakkaşlık, hat ve tezhip sanatları oldukça gelişti.



İlk Müslüman Türk Devletleri



Türklerin İslamiyeti Kabulü





Türklerin İslamiyeti Kabul Etme Aşamaları



Türkler ilk defa Müslümanlarla Hz. Ömer zaamanında karşılaştı.

Hz. Osman zamanında İran'ın fethinin tamamlanması ile Türklerle Müslümanlar komşu durumuna geldi.

Emeviler Dönemi'nde İslam ordularının Maveraünnehir'i fethi bölgede bulunan Türk devletleri yüzünden başarılı olamadı.



Türklerin Müslüman Olma Nedenleri



1. Türkler'in doğuştan savaşçı olmaları ve her Türk erkeğinin asker sayılması İslamiyet'teki cihat anlayışı ile uyuşması

2. İslamiyet'in kendi dinleri ile olan benzerliği

3. Türklerin sosyal hayatındaki bir takım unsurların İslamiyet'te de olması



Ekonomik Nedenler :



1. Türkler'in haraç ve cizye vergisinden kurtulmak istemeleri

2. Abbasi ordusunda ücretli askerlik yapmaları



Siyasi Nedenler :



1. Türkler'in Çinlilere karşı güçlü müttefik elde etmek istemeleri

2. Abbasilerin ılımlı politikaları





Talas Savaşı



Nedeni : Çinliler ve Arapların Orta Asya'yı denetim altına almak istemeleri.

Çinliler, Orta Asya'yı denetimleri altına almak amacıyla 747 yılında Türkistan'a sefer düzenledi.

Abbasiler, Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri'nin yardımı ile 571 yılında Talas'da Müslümanlar Çinlileri yendi.



Sonuçları :



1. Orta Asya Çinlileşmekten kurtuldu

2. Türkler, İslamiyet'i kabul etmeye başladı.

3. Kağıt, matbaa, barut, pusula gibi Çinlilerin geliştirdiği aletler, Müslümanlar tarafından öğrenilmeye başlandı.



UYARI : Kağıt, matbaa, barut ve pusulanın tarih içinde el değişmesi şu şekildedir.



Talas Savaşı Haçlı Seferleri

Çinliler ---------------------------> İslam Dünyası --------------------> Avrupalılar



Matbaa - Kağıt ---------->Rönesans - Reform

Barut ----------------------->Feodalite'nin Yıkılışı

Pusula --------------------->Coğrafya Keşifleri





Karahanlılar



Merkez Balasagun olmak üzere, 840 yılında Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri tarafından kuruldu.

Devletin kurucusu ve ilk hükümdarı Bilge Kül Kadir Han'dır.

920 yılında Saltuk Buğra Han zamanında İslamiyet'i kabul ettiler.



UYARI : Karahanlılar, İslamiyet'i resmi dini olarak ilk kez kabul eden Türk devletidir. Bu devlet Türk kültürü ile İslam değelerinin sentezini yapmıştır.



Türkler'in yaşadığı topraklar üzerinde kurulan bir devlet olduğu için Türkçe'yi resmi dil olarak kabul ettiler.

1042 yılında, Doğu Karahanlılar ve Batı Karahanlılar olmak üzere ikiye ayrıldılar.





Gazneliler



Merkez Gazne olmak üzere, 963 yılında Alp Tekin tarafından kuruldu.

Gazneliler, en parlak devrini, ünlü hükümdarları Gazneli Mahmut zamanında yaşamıştı.



UYARI : Gazneli Mahmut , İslamiyet'in koruuculuğunu yapan ilk Türk hükümdarı olmuştur. Bu yüzden Abbasi halifesi kendisine "Sultan" ünvanını vermiştir.



Gazneli Mahmut, Hindistan'a toplam 17 sefer düzenledi.



UYARI : Bu seferler sonucu İslamiyet, Hindistan'da yayıldı. Bu durum ileride, bölgede kurulacak Türk-İslam Devletleri için temel teşkil etti.



Gazneliler döneminde ilk kez İran topraklarına yerleşildi.

1040 tarihinde Gazneliler, Dandanakan Savaşı ile Selçuklulara yenildi.

Gazneliler, 1187 yılında Gurluların isyanı sonunda yıkıldı.





Samanoğulları



Horasan merkez olmak üzere 875 yılında kuruldu.

Devleti yönetenler İranlı, yönetilenler Türk'tü.

Samaoğulları Devleti, 999 yılında Karahanlılar ve Gazneliler tarafından yıkıldı.





Tulunoğulları



Mısır'da Abbasi halifesine bağlı olarak, Ahmet bin Tulun tarafından 868 yılında kuruldu.

Mısır'da kurulan ilk Müslüman Türk devletidir.

Suriye topraklarını ele geçirerek, Orta Doğu bölgesine egemen olan ilk Türk devletidir.

Tulunoğulları 905 yılında Abbasiler tarafından yıkıldı.





İhşitler (Akşidler)



Mısır'da, Muhammed bin Toguç tarafından 935 yılında kuruldu.

Akşidler, Hicaz bölgesini ele geçiren ilk Türk devletidir.

Akşidler, 969 yılında Fatimiler tarafından yıkıldı.





Büyük Selçuklular



Selçukluların Kökeni





Selçuklular Oğuzların Kınık Boyu'na mensuptur.

Boyun başı olan Dukak Bey'in ölümü üzerine boyun başına Selçuk Bey geçti.

Kınık Boyu'nun Oğuz hükümdarı ile arası açılınca Cend Bölgesine göç etti ve Samanoğlu Devleti'nin egemenliği altına girerek İslamiyet ile tanıştı.

Kınık Boyu'nun başına daha sonra Tuğrul ve Çağrı Beyler geçti.





Tuğrul ve Çağrı Bey Dönemi





Tuğrul Bey, 1038'de Nişabur Kenti'ni merkez yaparak Büyük Selçuklu Devleti'ni kurdu.

Gazne Hükümdarı Sultan Mesut'u, 1040 tarihinde Dandanakan Savaşı'nda yendi.

Abbas halifesinin yardım istemesi üzerine, 1051'de Bağdat'a girdi.

Selçuklular, bundan sonra Anadolu'nun fethine başladı.





Alp Arslan Dönemi







Bizans İmparatorluğu'na bağlı olan Kars'ı Ermeniler'den aldı.

Malazgirt'te karşılaşan iki ordu arasında, 1071 yılında çıkan savaşta Bizanslılar yenildi.

Böylece Bizans İmparatorluğu'nun İslam dünyası üzerindeki olumsuz baskısı sona erdi.

Bu savaştan sonra Anadolu'ya Türk yerleşimi hızlandı, Anadolu Türk Beylikleri kurulmaya başladı.





Sultan Melikşah Dönemi





İran asıllı vezir Nizamülmülk devlet yönetiminde ona yardım etti.

Alp Arslan döneminde başlayan Anadolu ve Suriye'nin fethini tamamladı.

Bu dönemde, ilk defa divan teşkilatı kuruldu, ikta sistemi uygulandı.

Vezir Nizamülmülk "Siyasetname" adlı eseri yazdı. Dönemin sonlarına doğru "Batınilik" mezhebi ortaya çıktı.

Batiniler, 1092 tarihinde ilk önce Nizamülmülk'ü daha sonra da Melikşah'ı öldürdü.





Sultan Sencer Dönemi





1118'de tahta geçti ve iç karışıklıklara rağmen devlete eski gücünü kazandırmaya çalıştı.

1141 tarihinde Karahitaylar'la yaptığı Katvan Savaşı'nda yenildi.

1157 yılında Sultan Sencer'in ölmesi üzerine Büyük Selçuklu Devleti yıkıldı.



Türkiye Tarihi



Malazgirt Savaşı (1071) ile başlayan ve bugünkü sınırlarımız üzerinde, Türklerin kurduğu devletlerin tamamının birden oluşturduğu Türkiye Tarihi'nin ilk bölümünü ilk Türkmen Beylikleri oluşturur.





Anadolu'da İlk Türk Beylikleri





Danişmentliler



Danişmentliler 1080 yılında Sivas merkez olmak üzere kuruldu.

Kurucusu Melikşah'ın komutanlarından Danişmentoğlu Ahmet Gazi'dir. Bizanslılar'a ve Haçlılara karşı mücadele etmişlerdir.

Danişmenliler'in varlığına 1178 tarihinde Anadolu Selçuklu hükümdarı II. Kılıç Arslan son vermiştir.





Saltuklular



Saltuklular, 1072'de Erzurum merkez olmak üzere kurulmuştur. Kurucusu Alp Arslan'ın komutanlarından Ebulkasım Saltuk'tur. Haçlılar ve Gürcülerle mücadele etmişlerdir. Saltukluların varlığına 1202'de Anadolu Selçuklu hükümdarı Rükneddin Süleyman Şah son vermiştir.





Mengücekliler



Mengücekliler, 1080 tarihinde Erzincan merkez olmak üzere kurulmuştur. Kurucusu Alp Arslan'ın komutanlarından Mengücek Gazi'dir. Gürcülere ve Rumlara karşı mücadele etmişlerdir. Mengüceklerin varlığına 1228 tarihindeAnadolu Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubat son vermiştir.





Artuklular



Artuklular, 1102'de Harput, Diyarbakır, Halep ve Mardin civarında kurulmuştur. Bu beyliğin Hasankeyf kolu 1102'de Diyarbakır'da kurulmuştur ve 1231'de Eyyubiler tarafından yıkılmıştır.

Diğer kolu olan Harput kolu 1112'de Harput'ta kurulmuştur ve 1234'te Anadolu Selçuklu Devleti tarafından yıkılmıştır. Diğer bir kolu olan Mardin kolu ise, 1108'de Mardin'de kurulmuştur ve 1409'da Karakoyunlular tarafından yıkılmıştır.



Çaka Beyliği



Çaka Bey Devleti 1081 tarihinde İzmir'de kurulmuştur. Kurucusu Çaka Bey'dir. İlk denizci Türk devleti olan bu beylik bazı Ege Adaları'na sahip olmuştur. Beyliğin kurucusu Çaka Bey, İstanbul'u kuşatmak isteyince, Bizans'ın kışkırtmaları sonucu I. Kılıç Arslan tarafından öldürtülmüştür. Çaka Beyliği 1093 tarihinde Bizans tarafından yıkıldı. Böylece Batı Anadolu'dakiilk Türk egemenliği sona ermiş oldu.





Anadolu Selçuklu Devleti





Kuruluş Devri



Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah tarafından Anadolu hükümdarlığına tayin edilen Kutalmış'ınoğlu Süleyman Şah tarafından 1077 tarihinde kuruldu.

Büyük Selçuklular'a bağlı olan bu devletin başkenti İznik idi.

Süleyman Şah, halife tarafından onaylanarak "Sultan" ünvanı ile şereflendirildi.





Süleyman Şah Dönemi





1077 tarihinde Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurdu.

İlk önce Konya, Afyon, Kütahya'yı alarak İznik'e kadar ilerledi.

Tarihte ilk kez Boğaz'ın Anadolu yakası Türkler tarafından kontrol altına alındı.

1086 yılında yapılan Habur Savaşı'nda Suriye Selçuklu hükümdarı Tutuş'a yenildi ve öldü.



UYARI : Boğazın Anadolu yakası ilk defa kontrol altına alınmış ve Boğaz'dan geçen gemilerden gümrük alınmıştır.







I. Kılıç Arslan Dönemi





Malikşah'ın ölümü üzerine Berkyaruk, Süleyman Şah'ın oğlu Kılıç Arslan'ı 1092'de Anadolu hükümdarlığına tayin etti.

1096 yılında başlayan I. Haçlı Seferi'nde, İznik ve Batı Anadolu Bizanslılara verildi.



UYARI : Bu durum Bizans'ın işine gelmiş, Türklere karşı savunmayı bırakıp taarruza geçmiştir.



I. Kılıç Arslan, 1107 tarihinde Büyük Selçuklularla yaptığı savaşta Habur Irmağı'nda boğularak öldü.



UYARI : İznik 'in kaybedilmesi üzerine devletin merkezi Konya'ya taşınmıştır. Bu durum Türkler'in Batı'ya ilerleyişini bir süre engellemiştir.







I. Mesud Dönemi





1116 tarinde Aadolu Selçuklu Devleti'nin başına geçti.

Bir süre Danişmentlilere bağlı olarak hareket etmek zorunda kaldı.

1147 tarihinde II. Haçlı seferi başladı. Haçlılar bozguna uğratıldı.

Sultan I. Mesut 1155 tarihinde vefat etti.



UYARI : Anadolu'daki ilk bayındırlık ve kurumlaşma hareketleri bu dönemde başlamıştır.







II. Kılıç Arslan Dönemi





I. Mesut'un 1155 tarihinde ölümü üzerine oğlu II. Kılıç Arslan başa geçti.

1176 tarihinde Miryakefalon'da Bizanslılar bozguna uğratıldı.



UYARI : Bir daha Anadolu için "Türkler'in işgali altındaki ülke" deyimi kullanılmadı.



Miryakefalon'dan sonra Türkler'in Anadolu'ya yerleşmesi kesinleşti.

1178 tarihinde Danişmenliler Beyliği'ne son verildi.

II. Kılıç Arslan, 1192 yılında öldü. Selçuklu tahtına Gıyaseddin Keyhüsrev geçti.





Süleyman Şah Dönemi





Rükneddin Süleyman, 1192 tarihinde tahta geçen Gıyaseddin Keyhüsrev'i tanımayarak, 1196 tarihinde başa geçti.

Bizans'ı vergiye bağladı, Çukurova Ermenilerini Torosların güneyine çekilmeye zorladı.

Saltuklu Beyliği'ne son verdi. Süleyman Şah, 1204 tarihinde öldü.



UYARI : Bu tarihten itibaren Anadolu Selçukluları Gürcülerle komşu oldu.







I. Gıyaseddin Keyhüsrev Dönemi





Süleyman Şah'ın 1204 yılında ölümü üzerine tahta Gıyaseddin Keyhüsrev yeniden geçti.

Karadeniz seferi sonunda Trabzon Rum Devleti'ni yendi.

Akdeniz seferi sonunda Antalya'yı aldı.



UYARI : Anadolu Selçukluları ilk kez Akdeniz'e indi. Antalya ithalat ve ihracat yapılan yer haline geldi. Ticareti geliştirmek amacıyla Venedik'le ilk defa ticaret anlaşması yaptı.



İlk defa bir ticaret anlaşması Venediklilerle bu dönemde yapıldı.

Gıyaseddin Keyhüsrev 1211 tarihinde öldü.





I. İzzeddin Keykavus Dönemi





Gıyaseddin Keyhüsrev'in 1211 yılında ölmesi üzerine tahta geçti.

Trabzon Rum İmparatorluğu'nu yenerek Sinop'u fethetti.

Böylece Anadolu Selçukluları ilk defa Karadeniz'e ulaştı.

Kıbrıs Krllığı ve Venedik Cumhuriyeti ile ticaret antlaşmaları imzaladı.

I. İzzettin Keykavus 1220 yılında öldü.





Alaaddin Keykubat Dönemi





İzzettin Keykavus'un 1220 yılında ölümü üzerine tahta geçti.

Kırım'a bir donanma göndererek Kırım'ın Suğdak Limanı'nı fethetti.

14/5/2009

Tarihe Giriş ve İlkçağ Uygarlıkları özet

Tarihe Giriş ve İlkçağ Uygarlıkları


Tarih Nedir ?

Tarih, geçmiş insan topluluklarının, savaşlarını ve barışlarını, kültür ve uygarlıklarını, sosyo-ekonomik yapılarını, neden-sonuç ilişkisi içinde zaman ve yer göstererek, belgelere dayalı, inceleyen bilim dalıdır.

Tarih Çeşitleri :

Genel Tarih : İnsanoğlunun yeryüzündeki bütün geçmişini siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel tarihini başlangıçtan günümüze inceler.
Örneğin : Dünya Tarihi
Özel Tarih : Sadece bir devlet ya da milletin siyasi ekonomik ve kültürel tarihini inceler.
Örneğin :Türkiye Cumhuriyeti Tarihi
Siyasi Tarih : Uluslararası siyasi olayları savaşları barışları ve ittifakları inceler.
Örneğin : Osmanlı Siyasi Tarihi
Uygarlık Tarihi : Bütün ulusların meydana getirdikleri uygarlık eserlerini kültür ve medeniyet ürünlerini inceler.
Örneğin : Çin Uygarlığı

Tarih Anlayışları :

Hikayeci Tarih : Tarihi olayları neden-sonuç ilişkisi belirtmeden, belgelere dayandırmadan, efsanelere göre inceler. İlk temsilcisi Heredot'tur.
Öğretici Tarih : Tarihi olaylardan ders almak ve liderleri örnek alarak yönlendirici rol oynamak amaçlanır.
Sosyal Tarih : Toplumların her türlü faaliyetlerini inceler.
Bilimsel Tarih : Olayları neden-sonuç ilişkisi içinde bilimsel olarak inceler. Tarih bilinci bu sayede ortaya çıkmıştır.

Tarihe Yardımcı Bilim Dalları :

Filoloji : Dil Bilimidir. Toplumların dillerini inceler.
Coğrafya : Coğrafi bölgelerin özelliği ve iklimi tarihi olayların değerlendirilmesinde etkilidir.
Örneğin Fenikelilerin deniz ticareti ile uğraşmalarının nedeni coğrafyalarının tarıma elverişli olmamasıdır.
Kronoloji : Takvim bilimidir. Tarihi olayların oluş sırasını verir.
Paleografya : Toplumların eskiden kullandıkları yazıları inceler. (Mısır hiyeroglifi, Sümerlerin çivi yazısı, Türklerin Orhun ve Uygur abideleri gibi) Bu bilim dalı tarih öncesi dönemlerin aydınlatılmasında etkili değildir.
Antropoloji : İnsan ırklarını inceleyerek sınıflandıran bilim dalıdır.
Diplomatik : Fermanlar, beratlar ve dönemin yazışmalarını inceler. Siyaset bilimi olarak da adlandırılır. Başlangıç noktası Kadeş Barışının imzalanmasıdır.
Etnografya : Toplumların öz kültürlerini inceleyen bilim dalıdır.
Arkeoloji : Kazı bilimidir. Tarih öncesi dönemlerin aydınlatılmasında yararlanılmaktadır.
Sosyoloji : Toplum bilimidir. Tarihi olayları sosyoloji konularını hesaba katarak inceler.
Kimya : C14 metodunu kullanarak eski kullanılmış araç ve gereçlerin yaşları hakkında bilgi verir.
Nümizmatik : Eski paraları inceleyerek, toplumların ekonomik yapısı hakkında bilgi verir.
Epigrafi : Kitabeleri inceler. Örneğin : Göktürk ve Kültepe yazıtları.
Toponomi : Yer adlarını inceleyerek tarihe yardımcı olur.
Heraldik : Mühür bilimidir. Eski mühürleri inceler.

TARİH ÖNCESİ DEVİRLER ve TARİH DEVİRLERİ

İnsan topluluklarının o dönemde kullandığı ve günümüze kadar gelebilen kalıntılardan yola çıkılarak iki bölüme ayrılır.

TAŞ DEVRİ

a- Kaba Taş Devri
İnsanlığın en ilkel ve en uzun dönemidir. Bu dönemde henüz araç ve gereç yapımı başlamamıştır. İnsanlar kendilerini korumak için doğadaki sivri taşları olduğu gibi kullanmıştır.

b- Yontma Taş Devri
Bu dönemde insanlar taşları yontarak ilk defa araç ve gereç yapmışlardır. Bu aletler savunma ve avlanma amacıyla yapılmıştır. İnsan doğanın asalağı durumundadır. Tüketici, avcı ve toplayıcıdır. Ekonomik etkinliklerden ötürü göçebe bir yaşam sürmüşlerdir Mağara duvarlarına hayvan resimleri yapmışlardır. Dönemin sonlarına doğru ateş denetim altına alınmıştır. (Ateş önce insanları soğuktan ve yırtıcı hayvanlardan korumuş, daha sonraki dönemlerde ise insanlığın gelişimine önemli katkılarda bulunmuştur. Toprak kapların yapımında madenlerin işlenmesinde olduğu gibi) Yontma Taş Devrinin sonlarına doğru buzullar çözülmüş, iklim yumuşamıştır.

c- Cilalı Taş Devri
Bu dönemde alet yapımı gelişmiş sert ve düzgün aletler yapılmıştır. Taşın yanısıra ilk defa topraktan da araç gereçler yapılmıştır. (Toprakkaplar yapılmış, seramiksanatı ilerlemiştir.) İnsanlık için güzel bir dönemin başlangıcıdır. İnsan doğanın asalağı olmaktan kurtulmuş ilk defa üretim faaliyetlerini başlatmıştır. İlk defa tarım başlamış, hayat tarzı değişerek yerleşik yaşama geçilmiştir. Bunun sonucunda ilk köyler kurulmuş, hayvanlar evcilleştirilmiştir. Menhir ve Dolmen adı verilen anıtlar dikilmiştir. Bitki liflerinden elbiseler dikilmiştir.

MADEN DEVRİ

a-Bakır Devri
İşlemesi kolay olduğu için ilk kullanılan madenler bakır, altın ve gümüştür. Ancak doğada fazla bulunduğu için bakırdan daha fazla araç ve gereç yapılmış ve döneme damgasını vurmuştur.

b- Tunç Devri
Bakır ve kalayın karışımından tunç elde edilmiş ve böylece daha sert dayanıklı araç gereçler yapılmıştır. Bu dönemde karasaban bulunmuş ve tarımda gelişim sağlanmıştır. Tüketim fazlası üretim elde edilmiş bu da ticaretin gelişmesini sağlamıştır. İlk şehir ve devlet yapıları kurulmuştur.

c- Demir Devri
Demirin yüksek ısıda işlenebilmeye başlanması ile sanayide önemli gelişmeler sağlanmıştır. Ticaret hızlanmış ve dönemin sonlarına doğru yazı icat edilmiştir.

TARİH DEVİRLERİ

Tarih, yazının icadı ile başlayan zaman dilimi içerisinde devirlere ayrılırken, insanlık tarihini etkileyen büyük ve önemli olay ve buluşlara göre dört bölüme ayrılır.
İLK ÇAĞ
Yazının bulunmasıyla başlayıp (M.Ö. 4000-3500) Batı Roma İmparatorluğunun yıkılışına kadar sürer. En uzun süren çağ olarak bilinir.
ORTA ÇAĞ
Batı Roma İmparatorluğunun yıkılışından (476), İstanbul'un Türkler tarafından fethine kadar (1453) sürer.
YENİ ÇAĞ
İstanbul'un fethinden, 1453 tarihinde başlayıp, 1789 tarihli Fransız İhtilaline kadar sürer.
YAKIN ÇAĞ
1789 Fransız İhtilali ile başlayıp, günümüze kadar sürer.
Çin-Hint-İskit Medeniyetleri

ÇİN MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
Çin'in tarihi Yontma Taş Devri'nde başlamıştır.
Şensi ve Kansu'da Türk kültürü etkili olmuştur.
Tunguz, Moğol, Türk ve Tibet kültürleri Çin'de etkili olmuştur.

ÇİN MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Çin'de egemen olan dinlerin başında, Taoizm, Konfüçyüsçülük ve Budizm gelir. İpek üretimi sayesinde İpek yolu gelişti.
Çinliler Çin yazısını kullandılar.
M.Ö. XI' yy'da mürekkep kullandılar.
M.Ö. 105'li yıllarda kağıdı icat ettiler.
M.S. 650'de matbaayı kullandılar.

HİNT MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
En eski medeniyetler İndus Medeniyetleri'dir. Hindistan'daki ilk medeniyet Sint Medeniyeti'dir.
İndus ve Ganj nehirleri verimliliği artıran etkendir.
Güçlü devletler oluşamamış, küçük prenslikler ortaya çıkmıştır.
Kast örgütünü Ariler kurmuştur.

HİNT MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Eski Hint Medeniyeti'nde en önemli toplumsal kurum KAST Teşkilatı'ydı. Kast Teşkilatı beş bölümden oluşurdu.
1. Brahmanlar : Din adamları
2. Ksatriyalar : Askerler ve soylular
3. Vaysiyalar : Sanatkar, tüccar ve köylüler
4. Südralar : İşçiler
5. Paryalar

İSKİT MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
İskitler, M.Ö. XI. yy. ile M.S. II. yy. arasında yaşamışlardır.
Göçebe-atlı kavimlerin en büyüğüdürler.
Diğer adları Sakalar olup, tarihte Önemli rol oynayan ilk Türk topluluğudur.
M.Ö. VII. Yüzyıllarda Tuna Nehri'ne ulaştılar.
İskitler, Yakut Türkleri'nin atalarıdır.

İSKİT MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
İskitler ölümden sonraki hayata inandıkları için ölülerini Kurgan olarak bilinen çadır mezarlara gömerlerdi.
İskitler, en eski Türk dini olan Şamanizme inanırlardı.
İskitlerin Asya'daki mücadeleleri Alper Tunga Destanı'nda anlatılmıştır

Mezopotamya Medeniyetleri

AKADLAR SİYASİ TARİHİ
Akadlar, Sami Soyundan gelir.
Başkent Akad olmak üzere, M.Ö. 2350 yılında Kral Sargon önderliğinde krallıklarını kurdular.
Kısa sürede tüm Mezopotamya'ya hakim olduktan sonra Sümer Medeniyeti'nin yayılmasını sağladılar.
Kral Sargon önderliğinde tarihteki ilk büyük imparatorluğu kurdular.
Akad Krallığı, M.Ö. 2150 tarihinde Uruk Krallığı tarafından yıkıldı.

AKADLAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
Akadlar, Sümer Uygarlığı'nı devam ettirerek büyükbir imparatorluk kurdular.
Tarihte ilk kez daimi ordu kuranlar Akadlar olmuştur.

ASURLULAR SİYASİ TARİH
Asurlular, Sami ırkına mensuptur.
M.Ö. 2000'lerde Mezopotamya'ya geldiler.
Başkentleri en önemli ticari merkezleri Asur kentiydi.
Tüccar bir kavim olan Asurlular, en çok Anadolu'da ticaret yapmışlardır.
Asurluların varlığına M.Ö. 612'de Medler, Babilliler ve İskitler tarafından son verildi.

ASURLULAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
Asurlular daha çok Anadolu'da yaptıkları ticaret ile tanınırlar.
Anadolu'da ticari koloniler kurdular.
Anadolu'da, Asur Pazar yerlerine KARUM denir.
Büyük bir askeri imparatorluk kurdular.
Güçlü orduları ve şiddetli kanunları vardı.
En ünlü tanrıları Asur'du.
Mezopotamya'da ölümden sonra hayat inancı olmadığından, anıt mezarlara hiç rastlanmaz.

BABİLLİLER SİYASİ TARİH
Sami soyundan gelen Amurrular'a Babilliler denir.
Başkent Babil olmak üzere M.Ö. XIX. yy'da Mezopotamya'nın en güçlü devletini kurdular.
Birinci Babil Devleti'ni M.Ö. 1594'te Hititler yıktı.
İkinci Babil Devleti'ni M.Ö. 539'da Persler yıktı.

BABİLLİLER KÜLTÜR VE UYGARLIK
Babilliler, Kral Hammurabi zamanında mutlak krallığa dayalı büyük bir imparatorluk kurdular.
Sümer Kralı Urukagina tarafından yazdırılan ilk kanunlardan sonra Mezopotamya'da bilinen diğer bir kanun ise Hammurabi Kanunları'dır.
Babilliler, astronomi çalışmaları yapmışlar, burçları bulmuşlar ve yılı 354 güne bölmüşlerdir.
Babillilere ait en önemli sanat eserleri şunlardı : Hammurabi Steli, Babil Kulesi ve Babil'in Asma Bahçeleri.

SÜMERLER SİYASİ TARİHİ
Mezopotamya'da kurulan ilk devlet Sümerler'dir.
Sümerlere ait en önemli şehirler, Lagaş, Uruk, Endu, Kalde ve Kaş'tı.
Sümerler, M.Ö. 1950'de Elamlar tarafından yıkıldı.
Çivi yazısını icat eden Sümerler böylelikle tarihi devirleri başlatmış oldular.

SÜMERLER KÜLTÜR VE UYGARLIK
Sümerler krallarına Patesi adını verirlerdi.
Yazı, tarihte ilk defa Sümerler tarafından kullanıldı.
Tarihte bilinen en eski kanunlarda Sümerler'e aittir.
Doğa güçlerine inanan Sümerler'de en ünlü tanrılar, Anu (Gök tanrısı), Enlil (Yeryüzü tanrısı), Enki (Okyanus tanrısı)'dır.
Sümerlerde en önemli sanat eserleri zigguratlardır.

Sümerler meydana getirdikleri yüksek uygarlık seviyesinde bilimde de ileri gitmişler bilim alanında şu çalışmaları yapmışlardır.
1. Ayı 30, yılı 360 gün olarak hesapladılar.
2. Gece ve gündüzü 12'şer saate böldüler.
3. Bir yılı 12 ay olarak hesapladılar.
4. Ay ve Güneş tutulmasını hesapladılar.
5. Aritmetik ve geometrinin temellerini attılar.
6. Çarpma ve bölme cetvellerini buldular.
7. Daireyi 360 dereceye böldüler.
İbrani-İran-Fenike Medeniyetleri

İBRANİ MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
İbraniler Sami asıllı bir kavimdir.
M.Ö. XVII. yy'da Filistin'de ilk devletlerini kurdular.
İbrani Devleti, Hz. Süleyman zamanında İsrail Devleti ve Yahudi Devleti olmak üzere ikiye ayrıldılar.
Eski İsrail Devleti'ni Asurlular yıktı.
Eski Yahudi Devleti'ni, Babilliler yıktı.
1948'de İsrail Devleti yeniden kuruldu.

İBRANİ MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Yahudiler, tek tanrılı din olan Museviliğe inandılar. Musevilik, sadece Yahudilere ait bir dindir.
İbranilere ait en önemli sanat eseri, Kudüs'teki Hz. Süleyman Tapınağı (Mescid-i Aksa)'dır.

İRAN MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
İran Medeniyeti'ni, Medler ve Persler meydana getirdi.
Medleri M.Ö. 550'de Persler yıktı.
Persleri M.Ö. 330'da Büyük İskender yıktı.

İRAN MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Devlet yönetiminde mutlak krallık vardı.
Kral, tanrı Ahuramazda'nın yeryüzündeki temsilcisi.
İranlılar Zerdüştlük dinine inandılar.

FENİKELİLER SİYASİ TARİH
Fenikeliler Sami asıllı bir kavimdir.
M.Ö. 2000 yılında devletlerini kurdular.
Toprakları tarıma elverişli olmadığı için deniz ticareti yaptılar.
Asurlular, Babilliler ve Persler tarafından yıkıldılar.

FENİKELİLER KÜLTÜR VE UYGARLIK
Fenikeliler daha çok deniz ticaretiyle uğraştılar. Deniz ticareti sonucunda bir çok koloni elde ettiler.
Kendilerine özgü 22 harflik bir Fenike Alfabesi kullandılar.
Ön Asya Uygarlığı'nı Ege Havzası'na taşıdılar.
Mısır Medeniyetleri

MISIR MEDENİYETİ SİYASİ TARİH
Eski Mısır'ın tarihi M.Ö. 3000 yıllarında başlar.
M.Ö. 333 yılında Büyük İskender'in Mısır'ı almasıyla son bulur.

MISIR MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Mısır'da monarşik-bürokratik devlet yapısı vardı.
Devlet yönetiminde en tepede firavunlar bulunur, firavunlar tanrının oğlu sayılırdı.
Firavunlar tanrının oğlu olduğundan ilah-kral anlayışı görülürdü.
Vezirlik ilk kez Mısır'da görülmüştür.
Mısırlıların en önemli tanrıları Amon-Ra ve Ösiris'ti.
Mumyacılık ve tıp alanında ilerlemişlerdi.

24 harflik hiyeroglif denen bir resim yazısı kullanılmıştır.
Mısır bilimini Nil Nehri'nin hareketliliği etkilemiştir.
Yılı 365 gün ve 12 ay olarak hesapladılar.
Matematikte ve tıpta ileri gittiler.
Önemli sanat eserleri :
Piramitler
Amon Tapınağı
Beni Hasan Mezarları
Labirentler
Anadolu Medeniyetleri

HİTİTLER SİYASİ TARİH
Anadolu'da ilk devlet kuranlar Hattiler'dir.
Hattilerin başkenti Alacahöyük'tü.
Hititler M.Ö. 2000'lerde devletlerini kurdular. Hititlerin başkenti Hattuşaştır.
M.Ö. 1280'de Mısırlılarla savaştılar.
Mısır savaşı sonunda tarihte bilinen ilk antlaşma olan KADEŞ Antlaşması imzalandı.
Hititler, M.Ö. 1200'de Asurlular'ın ve Frigler'in saldırısı sonunda yıkıldı.

HİTİTLER KÜLTÜR VE UYGARLIK
Hititlerdekralın yetkileri pankuş meclisi ile sınırlandırıldı.
Hititler, anayasa ile taht kavgalarını engellediler.
Hititler'demerkezi krala Tabarna denirdi.
Kraldan sonra ana kraliçe Tavananna söz sahibiydi.
Hititlere ait en önemli sanat eserleri, Alacahöyükteki Sfenks, Yazlıkaya Kabartması ve İvriz Kabartması'dır.

Anadolu'da feodal bir tımar sistemi vardı. Hititler'in,güçlü orduları vardı.
Hititler, Asurlular'dan öğrendikleri çivi yazısını kullandılar.
Hititler hiyeroglif yazısı da kullandılar. Hititler'in tanrılar için yazdıkları yıllıklara Anal denir. Evliliği sözleşmeye dayandırıp aile hukuku meydana getirdiler.
Anadolu ekonomisi tarıma dayalıydı.
Hititler dokumacılıkta ilerlediler.
Hitit ülkesine Bin Tanrı İli denir.
Hititler'de öbür dünya inancı yaygın değildi.
Teşup ve karısı Hepat Hitit tanrılarıdır.

FRİGYALILAR SİYASİ TARİH
M.Ö. 750 Yıllarında kuruldu.
Başkenti Gordion, yani Yassıhöyüktü.
M.Ö. 676 yılında Kimmerler ve Lidyalıların saldırısı sonunda yıkıldı.

FRİGYALILAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
Frigyalılar Kaya mimarisi, dokumacılık ve kilimcilikte ileri gittiler.
En önemli sanat eseri Midas Mezarı'dır.
Frigyalılar Fenike harf yazısını kullandılar
Tarımı koruyucu yasalar yaptılar.

LİDYALILAR SİYASİ TARİH
Lidya Devleti M.Ö. 687'de kuruldu.
Başkentleri Sart'tı.
M.Ö. 546 yılında Persler'in saldırısı sonunda yıkıldı.

LİDYALILAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
Lidyalılar mimaride ileri gittiler.
Kuyumculuk ve heykelcilikte ilerlediler.
Paralı askerlerden oluşan bir ordu kurdular.
Fenike harf yazısını kullandılar.
Tarihte parayı ilk defa Lidyalılar kullandı.
Dünyanın en eski serbest pazar şehri Sart'ı kurdular.
Sart'tan başlayan ve Ninova'da biten Kral Yolu'nu yaptılar.
Kibele, Artemis, Zeus ve Apollo gibi Yunan tanrılarına taptılar.

İYONYALILAR SİYASİ TARİH
İyonya Devleti, Batı Anadolu'da Akalar tarafından kuruldu.
Batı Anadolu'da polis (Şehir devletleri) kurdular.
Bu polislerin en önemlileri Milet, Foça, Efes ve İzmir'dir.
M.Ö. VII. Yüzyılda Lidyalılar'ın ve Persler'in saldırısı sonunda yıkıldı.

İYONYALILAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
İyonyalılar, önce monarşi ve oligarşi ile daha sonra demokrasi ile yönetildiler.
Zaman zaman tiran yönetimi de görüldü.
İyonyalılar daha çok dini mimaride ileri gittiler.
En önemli sanat eserleri, Artemis Tapınağı ve Apollo Tapınağı'dır.
Fenike harf yazısını kullandılar.
Özgür düşünce, demokrasi ve bilimde ileri gittiler.
Denizcilikle uğraştılar, koloniler kurdular.
İyonyalılarda, öbür dünya inancı yoktu.

URARTULAR SİYASİ TARİH
Urartu Devleti M.Ö. IX. Yüzyılda Hurriler tarafından kuruldu.
Başkentleri Tuşpa, yani bugünkü Van'dı.
M.Ö. 600 yılında,İskitler ve Medler'in saldırısı sonunda yıkıldı.

URARTULAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
Mimaride oldukça ilerleyen Urartular, bir çok kale, bend ve kanal yaptılar.
Urartular'dan günümüze kadar gelen en önemli sanat eserleri, Van Kalesi, Çavuştepe Kalesi ve Altıntepe Kalesi'dir.
Urartular, çivi yazısını kullandılar.
Mezopotamya'nın aksine Anadolu'da ölümden sonra hayata inanış görüşmüştür.
Roma-Yunan-Helen Medeniyetleri

ROMA MEDENİYETİ SİYASİ TARİH
Roma şehir Devleti, M.Ö. 753'de Etrüskler tarafından kuruldu.
M.S. 395 yılında Batı Roma ve Doğu Roma olmak üzere ikiye ayrıldı.
Batı Roma İmparatorluğu, M.S. 476'da yıkıldı.
Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans), 1453'te Fatih Sultan Mehmet tarafından yıkıldı.
Krallık Devri (M.Ö. 753-M.Ö. 510)
Cumhuriyet Devri (M.Ö. 510-M.Ö. 27)
İmparatorluk Devri (M.Ö. 27-M.S. 395)
Bizans İmparatorluğunun yıkılması ile Orta Çağ bitti, Yeni Çağ başladı.

ROMA MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Roma halkı üç gruba ayrılırdı. Bunlar :
Patriciler : Her türlü hakka sahip olanlar. (Yönetime katılabiliyor)
Plepler : Hiç bir siaysi hakkı olmayan çiftçi, köylü ve sanatkarlar.
Köleler : Ne siyasi ne de toplumsal hakka sahip.
Roma medeniyeti denince akla ilk gelen On İki levha Kanunları'dır.
Roma Medeniyeti'nden günümüze kalan en önemli sanat eserleri şunlardır :
Aspendos Tiaytrosu (Antalya)
Ogust Mabedi (Ankara)
Elmadağ Su Yolu (Ankara)
Roma Hamamı (Ankara)
Bozdoğan Kemeri (İstanbul)
Çemberlitaş (İstanbul)

YUNAN MEDENİYETİ SİYASİ TARİH
Ege medeniyetini meydana getiren medeniyetler şunlardır. Yunan medeniyeti, Makedonya Medeniyeti, Trakya Medeniyeti, Anadolu Medeniyeti, Girit Medeniyeti ve Rodos Medeniyeti. Yunan Medeniyeti, M.Ö. 1200 yılında Dorlar tarafından kuruldu.
Yunan Medeniyeti denince akla Polis (şehir devletleri) gelir.
Yunan Medeniyeti'ne ait en önemli polisler şunlardır. Atina, Isparta, Korint, Tebai, Larissa, Magara.

YUNAN MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Tarihte bilinen ilk demokrasi denemeleri Yunanistan'da görülür.
Yunanistan!da sınıf farkını ortadan kaldırmak için Drakon, Solon ve Kleistenes Kanunları ortaya çıkmıştır. Yunanistan'da felsefenin öncülerinden Sokrates, Platon, Aristotales ve Thukidides yetişmiştir.
Eski Yunan'da sanat alanında heykelciliğe önem verilmiştir.

HELEN MEDENİYETİ SİYASİ TARİH
Makedonya kralı Büyük İskender, M.Ö. IV. yy.'da Doğu'ya bir sefer yaptı.
Bu sefer sonunda Hellenizm Uygarlığı doğdu.
Helen Medeniyeti'ne ait en önemli kültür merkezleri İskenderiye ve Antakya'dır.

HELEN MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Helen Medeniyeti'nde daha çok pozitif bilimlerde ilerleme görülmüştür.
Helen Medeniyeti'nden günümüze kalan en önemli sanat eserleri, Zeus sunağı ve İskender Lahiti'dir.

4/12/2008

TÜRKÇE ADLARIN ANLAMLARI

-A- Harfiyle Başlayan Öz Türkçe Adların Anlamları

ABA: Saygıdeğer, saygıya layık kişi. Bazı Türk boylarında “ana’’,’’abla’’ , bazılarında ise baba anlamında da kullanılmaktadır.
ABADAN: 1- Cömert, verici 2- Bağışlayıcı, gönül yapıcı
ABAK: Temiz, iffetli, namuslu kişi
ABAKA: Yakın akraba, amca çocuğu
ABAKAN: Alicenap
ABAKAY: 1- Yakın akraba, yeğen, amca çocuğu 2- Sibirya’da saygın ve sözü geçen hanımlara verilen bir unvan
ABALA: Abla
ABAR: (Avar): 1- Gösteriş, heybetlilik 2- Baş eğmez, dirençli
ABAŞ: Hanım yürüyüşü (Küçük narin adım)
ABAY: 1- Aydınlık, aydınlık verici 2- Hayret uyandıran, hayret verici
ABAKIYMIŞ: Gönül kırıcı, can yakıcı
ABÇAR-(Avşar): 1- İşin ehli kişi, iş bitirici 2- Uyumlu, itaatkar
ABI: 1- Can, ruh 2- Soyluluk
ABIÇ: Gönüllü
ABIDAN: İçli, gönül insanı
ABIK: İçli, gönüllü
ABIKAN: Mec.Soylu
ABIL: Gönüllü, İstekli
ABINAK: Sakinleşmiş gönül rahatlığı içinde olan
ABINÇ(Avunç): Avunç, teselli
ABIŞ(Apış): Bacağın diz kapağından yukarısı
ABIŞKA : İçten, içtenlikle çalışan
ABIZ: Ruhsal, ruhlarla ilgili
ABİKE: Alicenap, yüksek gönüllü
ABİN: Mutlu, memnun, hoşnut
ACAR: 1-Gayretli,Hareketli 2- Gözü pek, yırtıcı
ACLAN: Açık,Açılan
ACU-(Acı,Açığ): 1- Açık 2-Keskin, sert 3- Açı,aralık
ACUN: Dünya, yeryüzü
ACUNAL: birl. Acun/Al (Almak’tan)
ACUNAY: birl. Acun/Ay/Mec.”Dünya güzeli”
ACUNLUK: Dünya malı,dünyalık
ACUNSUZ: Dünya malında gözü olmayan
AÇA: 1- Toplum içinde saygınlığı olan kişi 2-Analık derecesinde saygıya layık hanım
AÇAN: Açma eylemi içinde olan (Çiçek gibi)
AÇIĞ: 1-Açık,dürüst 2- Bahşiş bey yada hanların verdiği bahşiş
AÇIK: (Açığ) Büyük kardeş
AÇIL: Açık, açılmış
AÇUK: (Açık) İyi huylu,mülayim
ADAK: 1-Söz,nişan 2-Bağış,sungu
ADAL: Sadık, güvenilir
ADALAN: Ünlü, şöhretli
ADALDI: Ünlü
ADALIR: Ünlü
ADALMIŞ: Ünlü
ADAN: Uygunluk, liyakat
ADANIR: Ünlü
ADANMIŞ: Adaklı,adak olmuş
ADAR: Adama eyleminde bulunan
ADAY: Memnunluk,hoşnutluk
ABDAN: Ünlü
ADBERİLGEN: Adına layık ve ününü hak etmiş kişi
ADIKTI: Ünlü
ADIN: Ünlü,adı anılan
ADINÇIĞ: 1-Seçkin,mümtaz 2- Olağanüstü, fevkalade, bambaşka
ADIÖTE: birl. Adı/Öte Mec. Temiz bir üne sahip
ADIVAR: Ünlü,tanınmış
ADIYAKŞI: birl. Adı/Yakşı(Adı güzel)
ADIYAMAN: birl. Adı/Yaman Mec. Ürkütücü bir üne sahip kişi
ADIYEKE: birl. Adı/Yeke(yeğ) Mec. Saygıyla anılan kişi, adı yeğlenen kişi
ADKIR: Aygır,erkek at
ADMIŞ: Ün almış, tanınmış
ADSAY: birl. Ad/Say Mec. Adına saygı duyulan kişi
ADSIZ: 1- Fakir,kimsesiz
AFŞAR (Abçar)
AFŞIN: Apçın,(Opçın) Zırh,demir örgülü savaş giysisi
AFTABA: Su ibriği
AGA (Ağa,Aka): 1-Saygıdeğer, ulu kişi 2- Cömert,koruyucu 3-Büyük erkek kardeş,ağabey
AGOLA: Yönetici,amir
AGUN: Tatmin,avuntu
AGUNMUŞ: Avunmuş,sakin
AĞAÇA: Akça, beyazca, alımlı
AĞALAK: Oğlak
AĞALBAY: Muhterem,saygıdeğer
AĞAN: 1-Yüksek,yukarıda,yukarılara çıkan 2- Geceleri gökten hızla geçen, ışıklı nokta
AĞAR: 1- Ağı ağırbaşlı, oturaklı 2- Gönül ferahlığı 3- Göğe yükseliş
AĞARTMIŞ: 1- Namuslu,dürüst 2- Alçak gönüllü, mütevazı
AĞAT (Akat): Namuslu, gönüllü, iffetli
AĞAYA: Makul,geçerli,uygun
AĞDUK: Kutsal,muhterem
AĞICI: Ağcı, Akçı, Akıcı, Hazinedar, Hazine sorumlusu
AĞIÇ: Varlık, hazine,servet
AĞILGAT: 1-Saygıdeğer 2- Yıldız,gezegen
AĞIM: Yükseliş
AĞIR: 1- Ağırbaşlı,olgun 2- Ünlü,saygın
AĞIRBAŞ: birl. Ağır/baş, olgun, alçak gönüllü
AĞIŞ: (Ağıç) Hazine, servet
AĞIT: Mersiye,ölüm Türküsü,göğe yükselen feryat
AĞLAMIŞ: Çileli,çile çeken
AĞMIK: 1- Ünlü,tanınmış 2- Yüksek rütbeli
AĞRAK: Yükselen,ilerleyen
AĞRITMIŞ: Mec. Acı kuvvete sahip kişi
AĞUL: 1- Ay’ın halesi 2- Oba, köy
AĞUTUR: Yükselten,yukarı çıkaran
AĞZUKARA: birl. Ağzı/Kara. Mec. Sert konuşan, acımasız ve hükmedici konuşan kişi
AK: 1- Beyaz 2- Doğuş, doğum 3- Yükseliş 4-Parlaklık 5-Devinim,hareketlilik 6-Mec.Namusluluk,iffet ve güvenirliğin sembolü
AKA: Büyük,ulu kişi,saygıdeğer kişi
AKABA: Yokuş,meyil
AKAÇ: Akıcı
AKALIN: bir. Ak/Alın mec. Dürüst,namuslu
AKAN: 1- Akıcı 2- Yükselen
AKARCA: Dere,ırmak
AKAR: Dere,akarsu
AKARSU: Dere,ırmak
AKAŞ: birl. Ak/Aş mec.Helal rızk
AKAY: birl. Ak/Ay 1- Ayın en güzel anı 2- Yenisey Türklerinde “hanımefendi” anlamında kullanılır.
AKBAŞ: birl. Ak/Baş mec. Dürüst,namuslu
AKBEL: Dürüst,sözüne güvenilir kişi
AKBERGÜ: birl. Ak/Vergi fıtrat,huy mec.iyi huylu
AKÇA: 1-Beyaza kaçan 2-İpekli dokuma 3-Para,maliye,hazine
AKÇALAR: birl.Ak/çalar mec.Ak tenli hanım
AKÇALI: Zengin,mal sahibi
AKÇALMAZ: birl. Ak/Çalmaz mec.Yanık tenli hanım
AKÇIL: 1-Ak tenli, akça yüzlü 2- Ağarmış, aklaşmış
AKÇIN: Sözüne güvenilen,sağlam kişilikli
AKÇORA: birl. Ak/Çura 1- Şamanist gelenekte iyi ruh ve iyilik perisi
AKEL: birl. Ak/El mec.Dürüst,namuslu
AKGÜN: birl. Ak/Gün mec. Gelecek,istikbal
AKHAN: birl. Ak/Han Şamanist gelenekte “İyilik Tanrısı”
AKI: Eli açık,cömert,zengin gönüllü
AKIM: 1-Yönelim,yükseliş 2- Akmaktan, akıcı,yayılıcı
AKIN: 1-Saldırı,hücum 2-Kazak ve Kırgızlarda, ozan ve müzisyenlere verilen ad
AKINAY: birl. Akın/Ay Türkistan’da hanım ozanlara verilen ad
AKINCI: 1- Akın eden,saldıran 2- Osmanlılar dönemindeki, öncü birliklere ve bu birliklere dahil olan kişilere verilen unvan
AKIŞ: 1-Yükseliş 2-Akmaktan akış 3-Servet,hazine
AKKARA: birl. Ak/Kara mec.Zıtların bütünlüğü
AKMAN: birl. 1-Temiz,iffetli 2-Apak,bembeyaz
AKOBA: birl. Ak/Oba mec.soylu
AKSAK: 1-Aksayan,seken 2-Yükselen,çıkan
AKSOY: birl. Ak/Soy mec.Soylu
AKŞAMAN: birl. Ak/Şaman Şamanist gelenekte,iyi ruhlarla ilgilenen ve ilişkiye giren kam
AKŞİT: Yürekli,gözükara
AKTAN: birl. Ak/Tan seher vakti,şafak
AKUZ: birl. Ak/Uz (Uzman,usta)
AKÜN: birl. Ak/Ün mec.Temiz,şöhretli
AKYOL: birl. Ak/Yol mec.Dürüst,namuslu
AKYÖN: birl. Ak/Yön mec.Dürüst,namuslu
AKYÜZ: birl. Ak/yüz mec.Dürüst
AL: 1-Bayrak kumaşı 2-Kızarmış,kızarık 3-El,kolun bilekten aşağı kısmı 4- Ala,alaca 5-Almaktan al
ALA: Karışık renkli,benekli
ALABAN (Alban)Timsah
ALACA: Karışık renkli
ALAÇUK: Kulübe,baraka,Altay Türklerinde,oda,(Çadırın iç bölmesi)
ALAGAN: (Algan)Fatih
ALAGAŞ: Ender rastlanan,nadir
ALAGÜN: birl. Ala/Gün Gün ortası
ALAK: Yok edici,öldürücü,alıcı,avlayıcı
ALAN: 1-Işık,nur 2-Orman içindeki açık ve düzlük bölge 3- algan
ALANÇA: Bahçelerdeki ağaç aralarında bulunan çimenlik bölge
ALANGUVA: birl. Ala/Geyik
Cengiz Kaan’ın onuncu göbekten büyük anası 2- Ergenekon destanında adı geçen Uldız Han’ın kızı
3-Türk mitolojisinde yer alan ünlü kadın ki, efsaneye göre, bir nevi Türklerin ’’Meryem Ana” sı gibidir.
ALAR: Yalancı karanlık(Gündüz vaktinde)
ALAS (Alaz) Şamanist gelenekte “Ateş Tanrısı’’
ALASAYVAN: Şafak vakti,Güneşin doğuşu
ALASI: Erek,amaç,sahip olunması istenen nesne
ALATAŞ: birl. Ala/Taş Köz,ateş parçası
ALAYUNT: birl. Ala/Yunt Altay Türklerinde “kısrak” anlamında kullanılmaktadır.
ALBA: Yükümlülük,hizmet yükümlülüğü
ALBAGA: Hasılat,savaş yada av ganimeti
ALBAN: Haraç,ganimet
ALBATU: Bürokrat, hizmetle yükümlü kişi
ALBENİ: Çekim,cazibe,sempati
ALCU (Alçu)Alıcı,avcı
ALÇİÇEK: birl. Al/Çiçek (Gül’ün Türkçe karşılığı)
ALÇİN: Kızıl renkli bir çalı kuşu
ALÇU (Alcu)1-Algan,Fatih,2-Alcı,Avcı
ALDI: 1-Öncü,öndeki,selef 2-Algan,Fatih
ALDUR: Ok atışı,oklayış
ALEV (Yalav…Yal kökünden)Ateşten çıkan ışık
ALGAN: Fatih,Fetheden
ALGAZIN: Yabani vahşi hayvan
ALGI: 1-Fetih,Almaktan… alım 2- Fehim,algılama
ALGIN: 1- Serap 2-Yüksek yer 3- Bitiricilik,bitiriş
ALGIŞ (Alkış): Dua,yakarış,niyaz
ALGU: 1-Tüm,hepsi 2-Toplum,topluluk 3-Silah 4-Alıcı,avcı
ALGUR: Sakin,kendi halinde,kendinden emin
ALGÜN: birl. Al/Gün”…Kazak ve Kırgızlarda,doğum sırasında yaşanan dikkat çekici,unutulmaz günleri mecz eder.
ALICI: Alcu,Avcı
ALIK: Alıngan,Kırgın
ALIM: 1-Çekim,Cazibe 2-Vergi,Haraç
ALIMGA: Yazıcı,(Han ve Kaanların buyruk ve fermanlarını yazan görevli kişi)
ALIMLI: Çekici,Cazibeli
ALINAK: birl. Alın/Ak mec.dürüst,namuslu
ALINCAHAN (Alınçak Han) Oğuzname’ye göre,Türk’ün oğullarından
ALINÇAK: 1-Çekici,cazip 2- Alıngan,nazik
ALINGAN: Alınan,incinen,gücenen
ALK: Bitirmek,yok etmek,sona erdirmek,bitiricilik
ALKA: 1-Bitirici,yok edici 2-İleri,ilerici
ALKABÖLÜK: birl. Alka/Bölük..Vurucu Tim
ALKAN: Alkan,Fatih
ALKAR: Bitirici,yok edici
ALKAŞ: Bitirici,yok edici
ALKI: Pervasız,vurdumduymaz
ALKIM: 1-Gökkuşağı 2-Gerdan
ALKIR: Tamamlayıcı,bitirici
ALKIŞ: Algış,dua,övme,yüceltme
ALMA: Elma
ALMAKAY: Elma yanaklı
ALMALUK: 1-Alınması gerekli olan 2-Elma bahçesi
ALMAS: Almaz,nazlı
ALMILA: Elma
ALMIŞ: Algan,Fatih
ALP: Bu sözcük birçok erdemi içinde barındırır. Bilgelik, yiğitlik, fedakarlık, kahramanlık,
gözükaralık, toplumculuk, vb. ile birlikte tüm bunlar arasındaki uyumu da içerir.
ALPAGU: Düşmanına tek başına saldıran kişi
ALPAGUT: 1-Alplik gösteren kişi 2-Kurt soyundan 3- Seçkin ve saygın kişi
ALPEREN: birl.Alp/Eren (Gazi, Derviş) Toplumun sayıp sevdiği, örnek aldığı savaşçı kişilerin genel adı
ALPMAN: Alp gibi Alpçe yaşayan
ALTAÇU (Altaç): Aldatıcı taktik sahibi
ALTAMIŞ: Aldatıcı,hileci
ALTAN: 1-Altın 2-Güneşin doğuş anı,Şafak
ALTANURUG: (Altın Uruk) Cengiz Kagan ve oğullarının soyuna verilen unvanlardan
ALTAY: 1-Al/Ala/Tay 2-Altın 3-Ormanlarla kaplı yüksek dağ
ALTINDAĞ: birl. Altın/Dağ/Altay dağlarının,diğer adı.
ALTU (Aldu): 1-İlk,Birinci 2-Algan,Fatih
ALTUN: Altın
ALTUNSABAK: birl. Altun/Sabak(sopa,değnek)
ALUÇ: 1-Alıcı(Alçu) 2-Kayın cinsi bir ağaç
ALUNGAN: Alıngan,nazlı
ALUNUR: Nazlı
ALYU: (Algu)
T..Çağatay Han’ın torunu
AMAÇ: (Umaç)Gaye, hedef, beklenti
AMAN: (YAMAN) Sertlik
AMGAK: Emek/Zahmet
ANAÇ: 1-Anacık 2-Analık duygusu çok gelişmiş 3-Anaya çeken 4-Doğurgan, üretken
ANAGAY: Anaya çekmiş, anaya benzer
ANASIOĞLU: birl. Anası(nın)Oğlu (Babası erken ölmüş ve özellikle anası tarafından bin bir güçlüklerle yetiştirilip büyütülmüş, yetim çocuklar için kullanılmış olduğu anlaşılan Türk adlarından)
ANAT: 1-Anı,Anılan 2- Yakın,hısım
ANAZ: Yeğrek, evla, eftal
AND (ANT) 1-Yemin,söz 2- Yakın akraba
ANDA: Birlikte ant içmiş(kan kardeşi) (Anda’lık Türklerin en eski geleneklerinden biridir. Andalar birbirlerini kardeşlerinden daha ileride korur, sayar ve kayırmaya çalışırlar.)
ANDAÇ: Hatıra, anı olsun diye verilip,alınan hediye
ANDARIMAN: Anılara değer veren ve saygı gösteren kişi
ANDIR: Anısı ola hatıra
ANGAY: Anılarına bağlı olan kişi
ANGI: 1-Anı,hatıra,2-Yetki, yeterlilik
ANGIM: Mamur, hakim
ANGIN: Ünlü, anılan, adı duyulan
ANGIŞ: Ünlü, meşhur
ANGIT: Yaban ördeği
ANIK: 1-Anlayış, yetenek, fehim 2- Hafıza, bellek 3- Hazır, mevcutlu
ANLI: 1-Sakin, ağırbaşlı 2- Bellek, hafıza
ANIT: Anı olsun diye yapılan yapı
ANITGAN: Anıt yapan
ANLI: Ünlü, tanınan
ANNAK: Yadigar, hatıra
ANT: And, Yemin
ANTLIĞ: And içmiş, Yeminli
ANUÇUR: Övülmüş, övülmeye layık
ANUK: Yadigar, hatıra
ANUŞ: Anış, anma eylemi, anı
APA: Ulu, büyük, saygıyı ve hürmeti hak etmiş kişi (Bazı Türk bölgelerinde “baba” anlamına da kullanılmaktadır.
APAĞ: Apak, temiz
APAK: Temiz, namuslu,iffetli
APATEG: (Apatek)birl. Apa/Tegtek(gibi,benzer)
ARA: Orta yer, ortalık, boşluk, orta
ARAL: 1-Ada 2- Aralık,orta, ortalık
ARAS: 1- At kılı 2- Kalın yün 3- Talih,baht
ARASLAN: Arslan (Çuvaşlarca söylenişi)
ARAT: Cesaret, yüreklilik
ARBIŞ: Büyü,efsun
ARBUZ: Büyü, sihir
ARCA: 1-Arıca, saf, temiz 2- Çam ağacı, çamdan yapılmış kutu
ARDA: 1-Uzun değnek 2- Artçı, halife, ardı sıra giden
ARDALI: (Ardalu) Yönetici, amir
ARDIÇ: 1- Halife, artçı 2- Bir ağaç türü
ARGA: Zeki, akıllı
ARGAN : (Arkan) Kement, kement bağı
ARGATU: Yaban koyunu
ARGIÇ: 1- Kır, mera 2- Gurur
ARGIN: 1-Yavaş, sakin 2- Gelecek yıl
ARGUN: Pars cinsinden avcı bir hayvan
ARGUŞ: (Arkuş)1- Edepli, terbiyeli 2- Haberci, haber veren
ARGÜDEN: birl. Ar/Güden, Arlı, edepli
ARI: (Arık) 1- Saf, arı, arınmış 2- Irmak, dere
ARICA: Soylu, temiz, iyi huylu
ARIÇ: Barış, sulh
ARIĞ (Arı, Arık)
ARIK: 1- Arı, arınmış, temiz 2- Narin, ince yapılı
ARIL: Arınmış, temiz, pak
ARIN: Saf, arınmış
ARINÇ: 1-Barış, kurtuluş 2- Temizlik, saflık, günahsızlık
ARINIK: Saf, şeffaf, billur
ARINMIŞ: Temiz, gönüllü
ARKIN: 1-Argın, yavaş, sakin 2- Halef, ardıç
ARKIŞ: 1-Ulak, haberci 2- Kervan, kafile
ARKUN: Halef, geriden gelen, takipçi
ARKUY: Siper, mevzi
ARKUZ: (Arguz) Edepli, iyi huylu
ARLAĞ: Arlı, edepli
ARLAT: Biricik oğul, anaların en çok üstüne düştükleri oğul
ARMAGUN: Armağan, hediye
ARMAĞAN (Yarmagun-Yarmagan)- Hediye
ARMAN: 1- Onurlu, arlı, edepli 2- Dilek, istek 3- Hayal, fantezi
ARPA: 1- Büyü, tılsım, Şamanist gelenekte, Kamların okuduğu dua 2- Tahıl
ARPAD (Arpa)
ARSİN: (Ersin) Kurtuluş, istiklal
ARSALAN: Arslan
ARSLAN: Yırtıcı hayvan Mec. Cesaret, atılganlık ve gözü pekliği sembolize eder.
ARSLANBALA: birl. Arslan/Bala..Arslan yavrusu
ARSLANCIK: Küçük arslan..Arslan yavrusu
ARSLANÇA: Arslan gibi, arslan özelliklerine sahip
ARSU: birl. Ar/Su mec. Namuslu, dürüst
ARSUN: 1- Efendi, ağırbaşlı 2- Rahata ermiş, huzurlu
ARTAGAN: Bereket, artuk, fazlalık, bolluk
ARTAM (Erdem)
ARTIM: Bereket, bolluk
ARTUÇ: Mızrak, mızrak ucu
ARTUK: Fazlalık, üstünlük, bereket mec. Varlık, zenginlik
ARTUKDOĞAN: birl. Artuk/Doğan
Kırgızlarda, olağanüstü vasıflara sahip kişilere verilen bir unvan
ARTUN: Vakarlı, ölçülü
ARTUR: Cazibeli, çekici, işveli, fettan
ARTURU: 1- Ekstrem, uç noktalarda 2- Bereket, bolluk
ARTUT: Armağan, hediye
ARVIŞ: Sihir, büyü, tılsım
ARZIK: Fanatik, bağnaz, sofu
ASAN: 1- Sağlıklı, zinde 2- Asma eyleminde olan
ASENA: Efsanevi dişi kurtun adı. Yakın, Yakınlık duyulan
ASIGLI: Faydalı,Gerekli
ASIĞ (Ası,Asık) 1- Fayda, Çıkar 2-Kar,temettü
ASPAR (Asbar) Faydalı, işe yarayan
ASRAK: Himaye, Koruma
AŞAN: Aşmak’dan …mec. Azimli, engel tanımaz
AŞIT: 1- Aşılacak, aşılması gerekli olan 2- İşitmekten…İşit, kulak ver
AŞKAR: 1- Savaş atı 2- Kuyruk ve yelesi kara, vücudu kula renginde olan at
AŞKIN: 1- Aşmış, üstün, faik,akranlarından ileride olan 2- Melodi,nağme
AŞUK: 1-Aşık,aşmış, geçmiş 2- Tolga
AŞULA: Yılmaz irade sahibi
AŞUR: Aşırmaktan… mec. Yılmaz, gayretli
ATA: 1- Ulu, saygıdeğer kişi 2- Baba, dede, ced 3- Adın ve soyun bağlı olduğu kök
ATABAY: birl. Ata/Bay lala, beybaba. Han, Kağan ve padişah çocuklarını eğitip yetiştiren kişilere verilen bir unvan
ATAÇ: 1- Atasına bağlı, Atasının yolunda 2- Atadan intikal eden 3- Büyüklük gösteren çocuk
ATADAN: Miras, manevi miras
ATAERİ: birl. Ata/Eri mec.Atalarına ve geçmişine saygılı
ATAGÜÇ: birl. Ata/Güç mec. Gücünü atalarından almış
ATAĞ: (Atak) 1- Ün, nam, şöhret 2- Atılgan 3- Dağ yolu 4- Çağlayan 5- Bir şahin türü
ATAHAN: birl. Ata/Han mec. Devletin ilk kurucu büyüğü, devlete ad veren kişi
ATALA: Tanınmış, ünlü ve zengin
ATALAN: Ünlü, Meşhur
ATALAY: Ad almış, ün almış, meşhur kişi (Atila’nın asıl adının bu ve bundan bozulup çevrilmiş hali olduğunu söyleyen bazı tarihçilerimiz de var.)
ATALIK: Miras
ATALMIŞ: Ünlü, meşhur
ATAMAN: Ulu, Saygıdeğer kişi
Bir kısım tarihçilere göre, Osmanlının, kurucusu olan Osman bey’in asıl adı budur. Bir kısmı
Atman, bir kısmı Otman der.
ATASAGUN: birl. Ata/Sagun Hekimlerin en ulusu başhekim Şamanist gelenekte de aynı ad, en iyi kamlar için kullanılmaktadır.
ATAY: 1- Ünlü, tanınmış 2- Akın, hücum
ATIGAY: Ünlü, tanınmış
ATIĞ: Adı sanı belli, ününü arttırmış kişi
ATIL: Ünlü, meşhur
ATILGAN: Atak, gözüpek,cesur
ATILMIŞ: Atılgan, gözüpek
ATIŞ: Ünlü, meşhur
ATİLAY: Türk tarihinin en önemli kişilerinden,Batı Hun imparatoru, Bu kişinin adı üzerinde tarihçi ve dilciler pek de anlaşamamışlardır. Benim görüşüm de göç sırasında İtil ırmağı kıyısında doğmuş olmasından dolayı “İtil/Ay”dır. Ancak bununla birlikte bu kişi için bazı adlar söylenmekte (Atila,Atilla,Atılay,Atilay,Atalay,Atlıhan vb.) Anlamlar:1- Atacık,babacık 2- İtil ırmağı kenarında doğduğundan ve Türklerdeki eski bir gelenekten dolayı “İtil” çocuğu anlamında verilen İtilay’ın zamanla Atilay’a dönüşümü 3- Atlı/Ay 4- Atlı/Han 5- Macar dilinde çelik anlamına gelen “Atzel” den
ATLIĞ: Ünlü,zengin
ATMACA: Yırtıcı bir avcı kuş
ATMAN: Ünlü, saygın
ATMIŞ: Atma eyleminde bulunmuş (ok,kargı vb.)
ATSAK: Ünlü, adı duyulan
ATUK: Bolluk, bereket
AVAR (Abar) 1- Heybet, büyüklük(Abartı) 2- Dirençlilik, dayanıklılık
AVAZ: Nara, yüksek perdeli ses, çığlık
AVCI: Av yapan, avlayan
AVCIL: Avlayıcı, av işinin uzmanı
AVGAN: Avuntu
AVINÇ: Avuntu, teselli
AVINÇA: Avunç
AVINGU: Avunç,teselli
AVLAK: Av yeri, av olanı
AVKAR: Bozkır bıldırcını
AVUNÇ: Teselli, avuntu
AVUÇU: Avunç
AVUNDUK: Avuntu, teselli
AVUTMUŞ: Teselli eden
AY: Dünyamızın uydusu olan gezegen. Ancak Türk kültüründe bu ad güzellik, temizlik, ahlaklılık vb. değerleri de içeren birçok öğeyi içinde barındıran bir sembol ve mecaz olarak kullanılmıştır. Çok önceleri erkeklerde kullanılmasına karşın, zamanla kız çocuklarına ad olarak verilmiş, gerek başta, gerekse de son da, birleşik ad olarak değerlendirilmiştir. Bununla birlikte bazen geçmiş örneklerde de görüleceği gibi hem erkeklerde hem de kızlarda kullanılmıştır. Ancak yine de ağırlık kız adlarındadır.Ve kız adlarında önemli bir konumdadır.
AYAĞ (Ayak) 1-Uğur, şeref, şan 2- Devinim, hareket (ayaklanma sözü) buradan gelir.
AYANA: birl. Ay/Ana Altay Türklerinin eski tanrıçalarından
AYAS: Ay ışığı, mehtap, gece aydınlığı
Altay, Tuva, Çuvaş Türklerinde Tanrı sıfatı olarak kullanılan bir ad
AYATA: birl. Ay/Ata Şamanist gelenekte, göğün altıncı katına bakan Tanrı
AYAZ: 1- Ay ışığı 2- saf, berrak hava 3- Kuru soğuk
AYBAKIM: birl. Ay/Bakım, bakmaktan, bakış
AYBAN: birl. Ay/Ban mec. Debdebe, şaşa
AYBANDI: birl. Ay/Bandı (Banmak)
AYBAR: 1-Ay gibi parlak 2- Heybet,heybetlilik
AYBI: İmdat, medet
AYBIN: Onur,şeref
AYÇIL: Ay ışığı, ay pırıltısı
AYDA: 1- Ay’a eş değer güzellikte 2- Dere kenarlarında yetişen hoş kokulu bir çiçek
AYDABOLDI: birl. Ayda/Oldu mec. Ay parçası
AYDAN: Ay parçası
AYDAR: (Aydar Han) saç perçemi, kakül
AYDIN: 1- Aydınlık, ışık yoğunluğu 2- Açık, aşikar 3- Entelektüel , münevver
AYGAN: İçten, samimi, yaren
AYGAY: Nara, bağırtı
AYGIN: Sınırsız, uçsuz, geniş
AYGIR: Erkek at
AYGIRAG : 1-Dağ keçisi 2- Bir geyik türü
AYGUÇI: Yönetici, devlet görevlisi, danışman, yarıcı
AYIM: Çekicilik, sempati
AYIMÇA: Ay parçası
AYINTAP: Mehtap, ay ışığı
AYIR: Değişik, farklı, başka, fark
AYIRBAŞ: birl. Ayır/Baş..Değişim, mübadele
AYIRT: Fark, farklılık, ayırım
AYITGU: Temyiz
AYISIG: birl. Ay/Isıg..Ay ısısı, sıcaklığı
AYIT: Söylemek, anlatmak
AYITMIŞ: Söyleyen, bildiren, uyaran
AYKAÇ: Konuşkan, Konuşmacı, Hatip
AYKIN: Geniş, ferah, aydınlık
AYKOYUN: birl. Ay/Koyun
Yakut destanlarında adı geçen, eski dönem güç tanrısı
AYLA: 1-Ayın çevresindeki ışık halesi 2- Devir, dönüşüm
AYLU (Aylı): Aydan
AYMA: Duyarsız, başıboş vurdum duymaz
AYMAN: Aya eş değerde
AYMAZ: Vurdumduymaz, başına buyruk
AYRAL: Kuraldışı, istisna
AYRI: Başka, değişik, farklı
AYRIÇ: Bölüşüm, taksimat
AYRIKÇA (Ayıkşa): Derviş, mecnun
AYRUK: 1- Farklı, değişik 2- Varlıklı, zengin
AYSELİG (Aysiliğ) birl. Ay/Silig, dürüst, namuslu
AYTAK: Konuşmacı, hatip
AYTAR: Haberci, muhbir
AYTEK: Konuşmacı, hatip
AYTIN: Aydın, aydınlık
AYTIŞ: Nutuk, anlatım, hitabet
AYTIŞAN: Hatip, konuşmacı
AYTUK: Hatip, konuşmacı
AYUK: Söz söylenebilen ve sözün değer gördüğü yer
AYUR: Konu, bahis, bahse konu olan
AYÜN: birl. Ay/Ün Karahanlılar ve Uygurlar döneminde, han ve kağanların analarına verilen bir unvan
AYZIT: Şamanist gelenekte “ Ay Tanrıçası”
AZBOY: Heyecan
AZGIN: Zapt edilmesi zor, sınırı aşmış, tahrik olmuş
AZLAĞ. Nadir, az rastlanır.
AZRAK: Nadir, az rastlanır.
AZUK: (Azuka, Azık): Geçimlik, yiyecek

-B- Harfiyle Başlayan Öz Türkçe Adların Anlamları

BABAT:Cins, Tür
BABRAK: Hızlı, çevik, atletik
BABÜR: Kaplan cinsi, yırtıcı bir hayvan
BACI: Kız kardeş
BAÇAK: Bir çeşit zırh (Dize geçirilen bir zırh)
BAÇMAN: Başlık, Tolga
BADAN: Batan (Batmaktan…Güneşin batışı)
BADUR: Batur, bagatur, kahraman
BADURUK: (Badruk) 1- Sadık, güvenilir 2- Batur, kahraman
BAGA: 1- Alt, küçük, küçük rütbeli yönetici 2- Boğa
BAGATUR: Kahraman, Batur, Bahadır
BAGAY: Afacan, yaramaz, ele avuca sığmaz
BAGRI: Kararlılık, azim
BAĞAM: Destek,arka, kuvvet
BAĞAN: Anıt, abide
BAĞATUR: Bagatur, batur, bahadır, kahraman
BAĞDAŞUK: Uyumlu, ahenkli, uzlaşmacı
BAĞDU: Işık, şua, ışın
BAĞI: Büyü, efsun, bağlılık
BAĞIM: Bağlı, bağlılık
BAĞIMSIZ: Bağlı olmayan, özgür
BAĞIR: 1- Sine, göğüs, kucak 2- Kalp, gönül
BAĞIRLAK: İri bir kırlangıç türü
BAĞIŞ: 1- Veriş, ikram 2- Af, af ediş,3- Nezaret
BAĞLAN: 1- Demet, deste 2- Bağlılık 3- Kızıl renkli bir su kuşu
BAĞRI: Kararlı, azimli
BAĞŞI: (Baksı) Kam, doktor
BAHADIR: Bagatur, Batur, kahraman
BAHŞİ: Baksı, doktor, bilgin, büyücü, hoca
BAKAÇ: Bakıcı, bakan, nazır
BAKAN (Bağan): 1- Anıt, abide 2- Bağlayıcı, birleştirici 3- Haşarı, afacan
BAKAY: Haşarı, ele avuca sığmayan
BAKIM: Bakma eylemi, nazar, bakış
BAKIR: Bakır madeni
BAKIRSOKUM:birl. Bakır/Sokum (Kuzey Türklerinde, Merih yıldızı
anlamına kullanılmaktadır.)
BAKIŞ:1- Bakış, nazar 2- İkram 3- af
BAKSI (Bakşı): Bahşı,doktor, bilgin, büyücü
BAKTI: Bakan, nazır
BAKUY: Ulu, saygıdeğer kişi, tecrübeli, bilge kişi
BAL: 1- Yapışkan sıvı 2- Arı balı 3- Çamur, balçık
BALA: Yavru, çocuk
BALABAN (Balıban): 1-Bala bandırılmış 2- İri başlı bir doğan türü
Ayrıca mecaz olarak “ mahzun ve baygın bakış” anlamını içerir.
BALACA: Yavrucak, ufaklık
BALAK (Balak): manda yavrusu
BALAMAN: Cüsseli, iri kıyım
BALAMİR: (Balabir) Biricik yavru
BALANDI: İri yarı, gösterişli
BALASAGUN: birl. Bala/Sagun Özlenen, beklenen yavru (çocuk)
BALBAL: 1- Heykel, anıt 2- Mezar taşı (Eskiden mezarlara dikilen ve
üzerlerine öldürülen düşman sayılarının ve kimliklerinin yazıldığı mezar taşı)
BALÇAK: Kabza, kılıç kabzasındaki siperlik
BALDU: Balta
BALDUK: Balta
BALGAY: Ünlü, meşhur
BALI: Değerli, yüksek, ulu kişi
BALKAN: Ormanlarla kaplı, dağlık bölge
BALKIN: Parlak, gözalıcı
BALKIR: 1- Yağmur arasında çıkan güneş 2- Yağmurun hemen ardından
çıkan güneş
BALTA: Ağaç ve odun kesmek için kullanılan alet
BALTEG: Çamur, çamurlu
BALUG (Balık) 1- Balçık çamur 2- Ev, köy 3- Suda yaşayan balık
BAMSI: 1- Yüksek, ulu, ulaşılmaz 2- Baksı, kam
BANAR: Demet, tutam, deste
BANGU: (Mengü, Bengü) Sonsuz, sonsuzluk, ebedi
BANIÇİÇEK: birl. Banı/Çiçek…çiçeğe bandırılmış
BANLAK: Çağrı, davet, ezan
BARADAN: 1- Boradan, bora parçası 2- Nara, yüksek ses, bağırtı
BARAK: Türk mitolojisinde adı geçen çok tüylü, iri başlı köpek
BARBOL: Varol
BARÇA: 1- Parça 2- Tüm, tamam, eksiksiz
BARÇIN: İpekli kumaş, kadife
BARÇUK (Barçık) Tahta ve keçeden yapılan küçük heykel
BARÇUK ART TİGİN: birl. Barçuk/Art/Tigin (Art,ardçı,halef)
BARDAM: Varlık, ganimet, bolluk
BARGAN: Varan
BARDI: Vardı (Varmak…dan)
BARGAN: Varan, ulaşan
BARGI: Kadife
BARGIT: Kadife
BARGU: Nimet, ganimet
BARGUŞ: Ganimet
BARIK(Barı) : Esas, esas olan, mahfuz
BARIM: Varım, servet, varlık
BARIN: 1- Güç, kuvvet 2- Barınak
BARUNDUK: Sığınılacak yer, barınak
BARIŞ: 1-Varış, gidiş, gidişat 2- Sukunet, sulh 3- Servet, hazine
BARK: (Barka) baraka, ev çok önceleri saray anlamına kullanılan
bu sözcük, Uygurların kentleşmeye ağırlık vermesinden sonra,
“taştan yapılan ev” anlamında kullanılmıştır.
BARKAN:Oynak toprak, bataklık
BARKAT: Heykel, büst
BARKIN: 1- Gezgin, seyyah 2- Kararlı, azimli
BARKUK: Servet, varlık
BARLA: Parlak, göz alıcı
BARLAK: Parlak
BARLAS: 1- Çekici, cazip 2- Varlık, servet 3- Temiz, temizlik
BARLI: Varlıklı, zengin
BARLIK: Varlık
BARMAK : (Varmak)
BARMAKLAK: 1- Varıcı, ulaşıcı 2- Eldiven 3- Varlık
BARMAN: Varlıklılık, mevcudiyet
BARS: Pars, leopar
BARSUK: Porsuk
BARTIK: Heykel, büst
BARTU:1- Varlık, servet 2- Menzil, varılacak yer
BARUG: Mesned, dayanak
BASAGAR: Ağırbaşlı, mütevazi
BASAK(Basa)1- Cesur, gözükara 2- Baskın 3- Farklılık, ayırım
BASAN: 1- Baskın yapan 2- Ölünün ardından verilen yemek 3- Yayan, yayıcı
BASAR: Baskın, baskıncı
BASAT:1- Mühür, 2- Yardım, muavenet 3- Busat, pusat,silah 4- başat
BASGAN: Basan, baskıncı
BASIK: 1- Gece baskını 2- Basınç, tazyik, baskı
BASILGAN: Baskıncı
BASIM: Enerji, güç
BASIR: Basar
BASKAK: Basak, cesur, farklı, Çengiz Kaan döneminde askeri valiler için
kullanılan ünvanlardan
BASKIN:1- Galp, muzaffer 2- Ani yapılan saldırı 3- Basık, yaygın genişlemiş
BASMIL:1- Baskıncı 2- yardımcı, muavin
BASRUK: Baskı, tazyik
BASSIZ: Başsız, başına buyruk
BASTI: Bastıran, baskın yapan
BASTIK: Basdı, Baskıncı
BASU (Basut) Tokmak
BASUÇ: Baskı, tazyik
BASUT: 1-Yardım, yardımcı 2- Demir tokmak 3- Baskın yapan
BAŞ: Oluş, doğuş, ortaya çıkış, uç nokta, doruk, birinci sıra gibi anlamların
hepsini içeren bir söz
BAŞACI: Reis, lider, öncü
BAŞAD(Başat)
BAŞAGUT:Önde gelen, önde bulunan, sevilen
BAŞAK:1- Buğday başı 2- Ok ucu…okun ucuna takılan sivri demir 3- Sümbül çiçeği
BAŞALMIŞ:1- Öncü,önder 2- Düşmanını yenip, yoketmiş
BAŞAR: Başarı, kazanç
BAŞARAN: Başarılı, muvaffak
BAŞARI: Muvaffakıyet
BAŞAT:1- Emsalleri arasında en üstün ve en önde gelen 2- Hanlık yapan
bir soya mensup kişi
BAŞA: (Paşa) Bazı tarihçilerimize göre ..Baş-ağa, bazılarına göre
ise Baş-şad sözcüklerinin değişime uğramasıyla bu biçime gelmiş ve sözcük,
bugünkü anlamıyla General ordu komutanı
BAŞBAĞ:1- Başı bağlı, özgürlüğü kısıtlı 2- Gözde, sevgili, en değerli
BAŞBUĞ: Ordu komutanı, orgeneral
BAŞÇIL: Şef, lider, önde gelen
BAŞDAŞ: Denk, akran
BAŞDU: Başta olan, önde giden
BAŞEL: birl. Baş/İl..yol gösterici,mihmandar
BAŞGAK: 1- Başkan,şef 2- Bir tatlı su balığı
BAŞGÖZ: birl. Baş/Göz 1-Birleşik, ayrılmaz 2- Mec. Evlilik
BAŞGU: Alnında beyaz lekesi olan at
BAŞIL: Önde giden, şef
BAŞKAL: Emir, ferman
BAŞKAN: Yönetici, şef, başta giden
BAŞKARA: birl. Baş/Kara…mec. Sert, acımasız,bir kişiliğe sahip olan kişi
BAŞKIR: Başarı, muvaffakıyet
BAŞLADAÇU: Başlatıcı, yönetici, hakem
BAŞLAG: Başlangıç, ilk
BAŞLAK:1- Başıboş, salınmış 2- Başlangıç
BAŞLAMIŞ: 1- Kararlı, çalışkan 2-Lider, lider olmuş
BAŞLIĞ: Başı dik gururlu
BAŞLIK: Yönetici, şef
BAŞNAK: Başlıksız, tulgasız
BAŞŞAD: (Paşa) Ordu komutanı, general
BAŞTIN: Selef, önceki
BAŞTINKİ: Baştaki, öndeki, önder
BAŞVEREN: Fedai
BAŞVERMİŞ: Kurban, fedai
BATAK:1- Çamur, bataklık 2- Gizli, gömülü
BATIŞAD: birl. Batı/Şad
T…Göktürk ve Uygur ordularında, batı kanadının komutanlarına verilen unvan
BATIM:1- Batma boyu, boy, derinlik 2- Sivri bir aletin saplanması
BATIR: Batur’un şive farkıyla söylenmiş biçimi
BATMAZ: 1-Diri, mücadeleci 2- Vücuduna sivri ve kesici aletler işlemez
BATRAK: (Batırak) Mızrak, kargı
BATSIK: 1- Bastıran, yanaştıran 2- Gün batısı, batı
BATU: 1-Güçlü, yenilmez, gücüne dayanılmaz 2- Dayanıklı, metin 3- Gün batısı
BATUGA: 1- Batu, kahraman 2- Gizli, gizlenmiş
BATUR: Bagatur, Kahraman
BATURGAN: 1- Saklayan, gizleyen, gizli 2- Batıran,saplayan
BATUT: Gizli, saklı
BAVIRGAN: 1- Şefkatli, koruyucu 2- Bağıran, nara atan
BAY: Varlık, zenginlik, egemenlik, erklik, üstünlük, bolluk sözcüklerinin tümünü
içeren önemli bir ad. Türk adlarının önemli birleşiklerinden başka sözcüklerle
kullanılabilen, kullanılan sözcüğü bütünleyip, güçlendiren, hem başa gelerek hem de
sona gelerek kullanılabilen bir ad.
BAYA: Bay,baylanmış, zenginleşmiş
BAYAK: Selef, daha önceki
BAYAN: (Muyan, buyan) 1- Kalıcılık,sonsuzluk 2- Baht, mutluluk 3- Zenginlik,
güçlülük,erklik 4- eski dönem Tanrı sıfatlarından 5- Uygur kağanlarının unvanlarından
BAYAR: Ulu, yüce, kudretli, celil…Tanrı sıfatlarından
Bulgar hanlığı dönemi,soyluluk ve üstün vasıflı yöneticiler için verilen bir unvan
BAYAT: Tanrı sıfatlarından ,..1- Devletli, kısmetli 2- Kadim, ezeli
BAYATLI: Devletli, bahtı açık, muktedir
BAYATLUĞ: (Bayatlı)
BAYAVUT (Bayagut) Varlıklı, muktedir
BAYÇA: Varlıklı, muktedir
BAYÇU (Baycu): Varlıklı, devletli
BAYDAK: 1- Bağımsız, hür 2- Bekar
BAYDAN: 1- Cömert, eli açık 2- Şık, yakışıklı
BAYDAR: Varlıklı, muktedir, egemen
BAYGIN: Kendinden geçmiş
BAYIK: 1- Varlıklı, egemen 2- Usta, eli yatkın 3- Doğru sözlü, saygılı, güvenilir
BAYIN: Çekici, güzel, yakışıklı
BAYINDIR: Güçlü,varlıklı, egemen
BAYIR: Yamaç
BAYITMIŞ: Zengin, kudret sahibi
BAYLA: Varlıklı, refah içinde olan
BAYLAK: Rahat, refah içinde
BAYLAM: 1- Azim, kararlılık 2- Demet, bağ
BAYLAMIŞ: Varlıklı, güçlü olmuş
BAYLAN: Nazlı, şımarık
BAYLANIŞ: İlişki, münasebet
BAYLIK: 1- Varlık, Varlıklılık, güçlülük 2- Ganimet
BAYMAZ: Mala mülke ilgi duymayan kişi
BAYRAÇ: Varlıklı, zengin
BAYRAK: Varlık, varoluş, erklik, güç, ve bağımsızlık
BAYRAM: Güzellik, mutluluk, sevinç, bolluk
BAYRI: 1- Ezeli, kadim 2- Emektar, tecrübe sahibi 3- Sonradan zapt edilip, yurda dahil edilen toprak
BAYRIN: Kadim, ezeli, eskiye dayalı
BAYSA: Madalya
BAYSAL:1- birl.Bay/Sal 2- Bolluk, rahatlık 3- Asayiş, sükunet
BAYSAN: Yakışıklı, levent, gösterişli
BAYSİN: Zengillik, kudret
BAYTAG: Bolluk, çokluk, kalabalık
BAYUK: Hazır, amade
BAYUR: Cesur, gözükara
BAYUTMUŞ: birl. Bay/Utmuş (yenmiş, muzaffer)
BAYÜLGEN: birl. Bay/Ülgen
Şamanist gelenekte insanlar arası ilişkilerle ilgilenen “mükafat tanrısı”
BAYÜLKEN: (Bayülgen)
BAZ: 1- Emin, güvenilir 2- Merkeze bağlanmış, sonradan katılmış
BAZDA: Hoş, latif, çekici
BAZIR: Basar, baskıncı
BAZMAN: Tabi, bağlı, muti
BECERİ: (Beceriklik) Hüner, marifet, yeterlilik
BECET: Süs, makyaj, tezniyat
BEÇİRİK: Becerik, beceri, marifet
BEÇKAN: İpekten yapılmış sancak
BEDER: Ziynet, mücevher
BEDİZ: 1- Resim, heykel, nakış, bezek 2- Taşlara yontularak yapılan süsleme
BEDİZCİ: Ressam , heykeltıraş, nakışçı
BEDÜK: Büyük, iri, cesim, ulu
BEGEÇ: Beyliğe uygun olan
BEGEN: 1- Beğeni, hoşluk 2- Şehzade, prens
BEGENÇE: Şehzade, prens
BEGESİN: Doğruluk, sevap, hayr
BEGİ: 1- Yiğit, güçlü, 2- Eş- koca
BEGİSİ:1- Doğru, sevap 2- Beğenilen, imrenilen
BEGÜM: Hanımefendi, bayan, saygı duyulan hanım, eski Türkçe’de “beğ”’in
tam olarak dişi karşılığı
BEĞ: Bey, varlık, erklik, güç, yöneticili toparlayıcılık, liderlik, soyluluk vb. anlamları içerir
BEĞCEĞİZ: Beycik, Küçük bey
BEĞÇE: Küçük bey
BEĞÇEK: Küçük bey
BEĞDAŞ: Akran,eş,denk
BEĞDE:1- Aziz, saygıdeğer 2- Adil, adaletli
BEĞDEŞ: Nazir,benzer
BEĞDİ: Aziz,muterem, saygıdeğer
BEĞDÜZ EMEN: birl. Beğdüz/Emen (ruh,can)
BEĞEÇ:1- Beğliğe layık 2- Beğ çocuğu, küçük bey
BEĞENDİK: Beğenilen
BEĞENİ: Hoşa giden, beğenilen
BEĞENMİŞ: Hoşuna gitmiş
BEĞER: Beyoğlu, prens, şehzade
BEĞLEN: Bey soyundan olan
BEĞLİK: Beylik, beyliğe uygun olan
BEĞREK: Beyrek, bey çocuğu, küçük bey
BEK: 1- Bey, beğ 2- Pek, sıkı
BEKEM: Bey, beyim
BEKEN: Dayanıklı, metin
BEKET: Kuvvet, dayanıklılık
BEKİ: 1- Yiğit,güçlü 2- Eş, koca 3- Şaman, baş şaman
BEKİK: Güvenli, iyi korunan
BEKİM: Azimli, kararlılık
BEL: 1- Bilgi, bilim 2- Belirti,iz, damga 3- Tarlanın orta yeri 4- İki dağın arasındaki geçit
BELÇİN: Belirti, iz, damga
BELDEK: İz, işaret, emare
BELEK:1- Kılavuz, rehber 2- hediye, 3-Kundak bezi
BELEN:1- Bilen, alim 2- Geçit 3- Sırt, tepe, dağ yolu
BELET: Belge, delil
BELGE: Belge, doküman, delil
BELGİ:1- Belge 2- Bilgi 3- Fark, farklılık, ayırt, alamet
BELGİN: Belirgin, net, açık
BELGÜ:1- Belge 2- Sınır taşı, sınır toprağı 3- Yüzük taşı, nişane
BELİK:1- Doruk, zirve, şahika 2- Saç örgüsü
BELLEK: Hafıza
BENEK: 1- Armağan, hediye 2- Bakır para 3- İşlemeli kumaş
BENGİ: Bengü, mengü sonsuz, sonsuzluk, ebediyet, ebedi
BENGİLİK: Sonsuzluk
BENGÜ: Bengi, mengü
BENİCE: Sonsuzluk, sonsuzluğa giden
BENK: Muhkem, iyi korunan
BENLİ: Yüzünde ben olan
BERDİ: Verdi,Kutsal güçler tarafından yollanan
BEREGEN: Eli açık, cömert, verici
BERGE: 1- Vergi 2- Berke, kamçı, değnek
BERGİ: 1- Vergi 2- Eli açık, cömert
BERGİLİK: Doğal, tabi
BERİK: 1-Berk, sağlam, gürbüz, dayanıklı 2- Cömert, eli açık
BERİL: Verici, cömert, eli açık, fedakar
BERİN: Veren, cömert
BERİŞ: Veriş, hibe
BERK: 1- Katı, sıkı, sağlam, dayanıklı 2- Şiddet, şiddetlilik 3- Korunan, muhkem 4- Yıldırım
BERKANT: birl. Berk/Ant Altay dağları cıvarında bir başka dağın adı
BERKE:1- Kamçı, değnek 2- Dövme 3- Naz, işve
BERKEM: Düşmana karşı iyi korunan yer, müstahkem mevki
BERKİN: Güçlü, güçlendirilmiş
BERKİT: Güçlü, güçlendirilmiş, muhkem
BERKLİĞ: Berkli, güçlü, dayanıklı
BERKUK: Sert,cesur, dayanıklı
BERMEK: Vermek, veriş
BERŞE: Odun kömürü, kül
BESEN: Bezen,süs, makyaj, gösteriş
BETİK: (Bitiğ, bitik) Yazılı kağıt, mektup
BEYBUT: Barış, sulh
BEYGE: Bike, küçük hanım
BEYGU: Bir şahin türü
BEYLEM: Buket, demet, çiçek demeti
BEYLEN: Beyli, beye bağlı
BEYNEN: Beğenen
BEYREK: 1- Tim, müfreze 2- Merkez ordu, ordugah
BEYRU (Bayrı) 1- Ezeli, başlangıçsız 2- Emektar, tecrübeli
BEZEK: Süs, takı, piraye
BEZEN: Süs, makyaj
BEZENMİŞ: Süslü
BEZGİN: Bez…mekden. Sarsılmış, bıkmış
BIÇAK: Biçme aracı
BIÇGIN: Kesen, biçen
BIÇKAS: Kağan ve Hanlara yapılan bağlılık andı
BIÇKI: Bıçak bileme aracı
BİBİ: Kibar, eğitimli, sayıdeğer hanım
(Anadolu’da birçok bölgemizde “hala” anlamında da kullanılır)
BİÇEK: Bıçak, biçici
BİÇİK: Biçilmiş, biçimlenmiş
BİÇİM: Şekil, format, örnek, biçilmiş gibi
BİÇİN: 1- Biçilmiş,biçime girmiş 2- Ekin, tahıl 3- Biçen, doğrayan
BİGE: 1- Bakire, temiz kız 2- Bey kız saygıdeğer kız
BİGEM: Sevilen, el üstünde tutulan kız
BİGEN: Beğenilen
BİGENDİK: Beğenilen, ilgi duyulan
BİKE: Bige
BİKET: Beylik, beyliğe uygun
BİL: Bilgi, bilim
BİLDİK: Bilinen, tanınan, ünlü
BİLECEN: Bilgiç,çok bilmiş
BİLEDA: Balta
BİLGE: Bilgili, filozof, alim, bilgin, ulu kişi
BİLGEKAĞAN: Bilge/Kağan (Aslı, Türk Bilge Kağan’dır)
T…Türk tarihinin, bir çok nedenlerle en önde gelen kişilerinden. Türk Milliyetçiliğini devlet siyasetine sokan, ona sosyal, ve siyasal bir kimlik vererek, devlet-millet bütünleşmesini sağlayan, milliyetçiliğe “zaman boyutu”nu kazandırıp, onu çağlar ötesine götürebilmeyi amaçlayan ve ilk defa “ Birleşik Türk Devletleri” fikrini ortaya çıkarıp bunu milli politika biçimine getiren,yönetimi döneminde sık sık kurultaylar toplayarak milletine “hesap veren” ve tüm bunları kardeşi Kül Tigin’in ölümünden sonra yazdırttığı “mengütaş’larda(Orkun anıtları) da bizzat anlatan ve son olarak da gerek Türk dili, gerek de edebiyatı ve içeriği açısından, dünyada bir eşi daha bulunmayan yazıları yazdırtan ulu kişi…İlteriş Kutluk Kağan’ın büyük oğlu, Kül Tigin’in ağabeyi.
BİLGE TAMGAÇU: birl. Bilge/Tamgacı
T…Göktürkler ve Uygurlar döneminde yüksek dereceli memurlara verilen bir unvan
BİLGE TONYUKUK: birl. Bilge/Tonyukuk
T…Göktürkler dönemi, ünlü, devlet adamı, siyaset bilimci ve tarihçisi…II Göktürk kağanlığının kuruluşunda önemli rolü olan, hem İlteriş Kutluğ Kağan’ın yakın yoldaşı ve başkanlığını, hem de Bilge Kağan’ın başbakanlığını yapan ve kendi adına da yazıtlara yazı yazdıran ulu kişi
BİLGEN: Bilen, bilgin, alim
BİLGİN: Bilim adamı
BİLGÜ: Bilgi
BİLİG: Bilgiler, bilim, bilim dalı (orj)
BİLİK: Bilen, bilgili
BİLUN: Esir, tutsak, (gönül ve akıl esiri, aşık)
BİNİT: Binilecek nitelikteki, soylu at
BİRBEN: birl. Bir/Ben Ben mec. Kendini beğenmiş
BİRÇE: Biricik, yegane
BİRÇEK: 1- Biricik 2- Saçın ortadan ayrılıp yana dökülmüş hali
BİREBİN: Yegane, tek, biricik
BİRGE: 1- Beraber, birlikte 2- Biricik 3-Berke
BİRGEN: İçine kapanık, münzevi
BİRİCİK: Tek, yegane, bir tane
BİRİÇİM: birl. Bir/İçim mec. İmrenilecek güzellik ve çekicilik
BİRİDİN: Güneyli, güney bölgesinden
BİRKİT: Birleşik, birleşmiş
BİŞÜK: Nesil,soy-sop, kavim, kardeş
BİTERGE: Gerek, hacet, ihtiyaç
BİTEV: (Bidev) 1- Soylu, soylu at 2- El değmemiş bakir
BİTİG: Yazı, yazıt
BİTİGÇİ: Katip, yazıcı
BİTİGEN: Anıt, yazıt, yazılı taş
BİTİM: Gaye, hedef, ülkü
BİTKİ (Bütkü) yerden biten
BİYAN: (Bayan) (Buyan) Varlıklı, cömert ,Eski Tanrı sıfatlarından
BİYUM: Cömert, eli açık
BOD: Boy,uruk
BOGA: Boğa
BOĞ: Hediye, armağan
BOĞA: Boğa
BOĞACA: Boğa gibi güçlü
BOĞACI: Boğa deviren
BOĞAÇUK: Küçük boğa, genç boğa
BOĞAR: Boğucu, güçlü, kuvvetli
BOĞARCIK: Güçlü, boğucu
BOĞTAG: Şapka, başlık, hanım başlığı
BOLCAL: Vade, müddet
BOLÇAK: Gürz, topuz
BOLDUÇAĞ: Uygun zaman, olan çağ
BOLGAN: 1- Soylu at 2-Keşşaf, mucit 3- Olgun, olmuş, ermiş
BOLGU (Bolgi): Orijinal, özgün
BONCUK: Mücevher, takı
BOR: Bora, fırtına
BORA: Fırtına
BORDAK: Semiz, şişman, balık etli
BORDU: Üzüm, asma
BORKA: Baraka,ev
BORLA: Burla, üzüm, üzüm salkımı
BOSUM: Endam, zerafet
BOSUT (Basat) anlayış, izan, hidayet
BOŞGUR: Eğitmen, öğretmen, talimci
BOŞGUT: Öğrenci, şakirt
BOY: 1- Uruk, uyruk, oymaklar birliği 2- Eda, endam
BOYDA(Ğ): Soyut, mücerred
BOYDAŞ: Aynı boyun mensubu
BOYLA: Unvan veren kişi
BOYLA BAĞA TARKAN: birl. Boyla/Bağa/Tarkan
Bilge Tonyukuk’un öteki adı
BOYLAN: Adına ve soyuna layık
BOYLUĞ: 1- Soylu 2- Yakışıklı
BOYSAN: Yakışıklı, heybetli
BOZ:1- Sert, şiddetli2- Alaca renk,füme rengi3- Toprak rengi
BOZAN: Bozmak…dan düşmanı yenip dağıtan
BOZCA:1- Cesur, gözükara 2- Boz rengine kaçan
BOZCAK: Cesur
BOZÇİN: Dürüst, güvenilir
BOZDOĞAN: birl. Boz/Doğan Bir doğan türü
BOZKIR: Step, çöl, vaha
BOZKURT: birl. Boz/Kurt
T…Oğuz Kağan destanında, Oğuz’a yol gösteren efsane kurt. Genel olarak Türk boylarının hemen tamamında, Türklerin karakteristik özelliklerini üzerinde taşıdığına inanılan “Milli sembol” pozisyonundaki hayvan (Önceleri “Gökbörü” olarak kullanılan bu ad, Selçuklular döneminden sonra, daha yaygın olarak “Bozkurt” olmuştur.)
BOZLAK: 1- Boz ve kül renginde olan 2- Otlak, mera
BÖBÜLÜK: Koca, gül
BÖÇKE:1- Canavar 2- Böcek
BÖDGE: Çağ, zaman
BÖG(Bök): Kısmet, nasip
BÖGÜ:1- Filozof, hikmet sahibi kişi 2- Büyü, sihir 3- Ejderha, canavar 4- Zehirli bir böcek
BÖGÜR: 1- Ordunun kanatlarından her biri, cenah 2-Kaburga ile kalça arasındaki bölge
BÖĞDÜN: Bürokrat, yüksek dereceli memur
BÖĞREK: Ordugah, merkez ordu, merkez ordunun savaş pozisyonu
BÖĞÜRMÜŞ: Şamatacı, gürültücü
BÖĞÜŞ: Zeka
BÖKEN: Ahu, ceylan
BÖKEVUL: Aşçı, iyi yemek yapan
BÖKLİ: Yakışıklı,Şık, iyi giyimli
BÖKLİCE: Şık giyimli
BÖLE: Pay, nasip, kısmet
BÖLEN: Bölüm, pay
BÖLEK: Hediye, armağan
BÖLÜK: 1- Kısım, ekip, bölüm 2- Pay, nasip
BÖLÜN: Yönetici, şef
BÖNGE: Tekme
BÖNGER: Tekmeleyici, iyi tekme atan
BÖRÇE: Zülüf
BÖRÇEK: Zülüf
BÖRİ: Kurt
Göktürkler ve Uygurlar dönemlerinde Kağan muhafızlarına verilen genel bir ad.
BÖRİTEÇİNE (Börteçine) Benekli bozkurt
Ergenekon destanlarının çeşitli versiyonlarından birinde, Ergenekon’dan çıkışı gösteren dişi kurt,bir diğerinde ise bu addaki demirci ustası olarak geçer.
BÖRK: Başlık, tüylü hayvan derilerinden yapılan başlık
BÖRKLÜ(Ğ) Saygıdeğer
BÖRKLÜCE: Saygıdeğer, saygı gösterilen
BÖRTE: Benek
BÖRÜ: (Böri) Kurt
BUBİK: Konca,gül
BUCAK: 1-Gizli bölge 2- Uzak yer
BUCUGA: (Buğucu, ceylan avcısı)
BUDAK: Sert dal parçası mec. Güç, sertlik, dayanıklılığı sembolize eder.
BUDAN: (budun)
BUDAY: Buğday
BUDRAÇ: Gözü pek, cesur
BUDULGAN: Yürekli,cesur
BUDUN: Bütün, Ulu, millet “ Siyasi ve dini yapıları ne olursa olsun soy,dil, töre, kültür, tarihsel yapıları bir olup, psikolojik olarak birbirine bağlı insan topluluğu.Türkçe’de kullanılan millet ve ulus sözcükleri tam olarak bu anlamı içermektedir. Millet, din ortaklıklarını daha ön planda tutan bir anlam içerirken Ulus ise, daha çok boy ve uruk anlamlarını içerir.Buna rağmen yakın zamana kadar millet, son zamanlarda ise ulus sözcükleri dilimize yer etmiştir. Oysa gerek günlük dilimizde gerek yazı dilimizde bu sözcüğün bir an önce kullanıma girmesi gerekmektedir.”
BUDUNÇAR (Budunçu-Yir) Sözcüğünün tam anlamıyla” Ulusçu”, “milletçi”
“Oğuz Töresi”’ni yeniden gündeme getirip, yürürlüğe koyan kişi
BUDUNÇİ: Buduncu, Ulusçu
BUDUNÇİYİR: birl. Buduncu/Yir,yer toprak
BUGA: Boğa
BUGAN: 1- Boğan 2- Alamet, işaret, iz
BUGATEG: Boğa gibi güçlü
BUGAY: 1-Afacan, ele avuca sığmayan 2- Buğu, ceylan
BUGU: 1- Buğu, ceylan 2- Böcek, örümcek 3- Canavar
BUGUR: Sürekli,devamlı, devamlılığı olan
BUGA: Boğa
BUĞRA: 1- Genç aygır 2- Genç erkek deve
BUĞU:1- Ceylan, 2- Yavru geyik 3- Buhar
BUĞUÇAN: Boğucu, boğaç
BUKA: Boğa
BUKAĞI: Kelepçe, atların ayağına takılan bir çeşit köstek
BURAK: Güçlü, yenilmez
BUKAN: (Mokan, Büken) Güçlü, yenilmez
BUKUK: Tomurcuk, filiz
BULAÇ: Bulucu, keşşaf, mucit
BULAGAN: 1- Olgun, kamil 2- Bulan, bulucu
BULAK: Göze, kaynak, pınar
BULAR: Bulur, mucit
BULASI: Ülkü, bulunması istenen
BULÇA: 1- Bolluk, ganimet, bereket 2- Bulucu, mucit
BULÇU: Bulucu, mucit
BULÇUM: Keşif, buluş
BULDAN: Bolluk, refah
BULDU: Önemli, değerli, az rastlanan
BULDUR: 1-İri su damlası 2- Gözyaşı
BULDAK: 1- Bulanık, karışık, karma 2- Kıyı, sahil
BULGAN: 1- Olgun,kamil 2- Bulucu, mucit
BULGANÇ: Karma, kırma, karışık
BULGAR: Karışık, bulanık, karışmış, içiçe girmiş


T- Harfiyle Başlayan Öz Türkçe Adların Anlamları


TABAN:1- Tapan, tapınan 2- Temas, dokunma, vurma 3- Dizi, sıra, kafile
TABAR: 1- Tapan, tapınan 2- Vuran, döven, dövüşçü
TABGAÇ: 1, Dövüşçü, kavgacı 2- Ulu, saygıdeğer, muhterem 3- Tapıcı,tapınıcı
TABIN: (Tapın) İbadet
TABKI: Vicdan
TABU: (Tapı, tapu) Kutsanmış, kutlu yapılmış, tapılacak duruma getirilmiş
TABUK: 1- Tabu 2- İnayet, yardım, hizmet
TABUN: Tapın, ibadet
TAÇA: Tasarı, kurgu, plan
TAÇAM: Tasarı, plan, kurgu, senaryo
TADIK: Tat, lezzet, damak
TAG: (Tak, tağ, dağ)
TAGA: 1- Silah 2- Kural, kaide 3- Saygıdeğer, hürmet edilen
TAGAY: 1- Saygı duyulan kişi 2- Dayı, ana tarafından gelen akraba
TAGI: 1- Dindar, inançlı 2- Takı, aksesuar
TAGUK: Tavuk
TAĞ: Dağ
TAĞAN: Üç ayak, saç ayağı
TAĞAŞAR: birl. Dağ/Aşar mec. Azimli, kararlı
TAĞLUK: Dağlık, dağlık bölge
TAĞMA: 1- Dağ eteği 2- Elçi, devlet temsilcisi, devlet görevlisi
TAĞUDAR: 1- Heybetli, dağ gibi 2- Dağıtıcı, yok edici, yıkıcı, şiddetli 3- Kısmet, nasip
TAKAK: Ucu, ateşli ok
TAKAY: 1- Dayı, ana tarafından akraba 2- Dolunay
TAKIĞ: Takı, ziynet, aksesuar, mücevher
TAKIR: Takı, ziynet
TAKIŞ: Takı, süs, aksesuar
TAKİ: Dindar
TAKSUK: Harika, olağanüstü, anormal
TALA: 1- İri cüsseli, heybetli 2- Seçkin, güzide
TALAKAN: Yağmacı, yağmalayan
TALAN: Yağma, yağmalama, üşüşme, saldırı
TALAS: 1- At yarışlarındaki, başlangıç ve bitiş çizgisi 2- Fırtına, kum fırtınası 3- Dalga
4- Tartışma, münakaşa
TALAY: (Taluy, Tulay, Toluy,Tolu) 1- Okyanus, derya, büyük deniz, büyük göl
mec. Ululuk, büyüklük, sonsuzluk 2- Gelecek, ikbal 3- Seçkin,güzide
Şamanist gelenekte Deniz ve göllere bakan Tanrı
TALAZ: Dalga
TALI: Güzide, seçkin
TALIKU: Seçkin, güzide, beğenilen
TALIMAN: Seçkin, güzide
TALKILIÇ: (Dalkılıç) Zırhsız, korumasız
TALKAN: Kızartılmış tahıl
TALPIN: Faal, aktif, çalışkan, himmetli
TALŞIK: İtimat, teminat, güvence
TAMAN: Duman, sis
TAMAR: 1- Damla, damlayan 2- Demir, demir cevheri
TAMGAÇ: Memur, devlet memuru, damgacı, devlet görevlisi
TAMIŞ: 1- Demiş, söylemiş, bilgili, deneyimli, sözüne değer verilen, sözüne güvenilen 2-Damla
TAMİR: Temir, demir
TAMİZ: Damla
TAMTUK: Büyük ve kuvvetli ateş
TAMU: (Tamuğ) Yerin dibi, yer altı, cehennem
Şamanist gelenekte, kötü kişi ve ruhların, öldükten sonra gittikleri yer
TAN: (Tang) 1- Gün açımı, gün doğumu, şafak 2- İlginç, acayip, şaşkınlık yaratan 3- Tatlı, tat veren,huzur veren
TANA: (Dana) dana, iki yaşındaki inek yavrusu
TANDU: 1- Tan vakti, tan vaktinde doğmuş 2- Alev, alevli büyük ateş
TANG: 1- Mucize, olağanüstülük 2- Tan vakti 3- Giriş, antre
TANGAK: Kaygı, endişe
TANGSUK: Mucize, şaşırtıcı olay, olağanüstülük
TANGUT: (Tankut) Savaşlarda, mızrak ve tuğların yanına ya da ucuna takılan ipek kumaş, flama
TANIK: 1- Tanuk, şahit, gözlemci 2- Tanıdık, dost, yaren
TANIL: Ünlü, meşhur, tanınan
TANIP: Tanınmış, ünlü
TANIR: Ünlü, tanınmış
TANIŞ: 1- Tanınan, bilinen, aşina, tanıdık 2- Danışılan, bilgi ve deneyimine başvurulan, danışman
TANIŞIK: Yakından tanınan, tanıdık, bildik, dost, yaren
TANIŞMAN: (Danışman) Tanış, danışılan, bilgili kişi
TANIT: Tanınacak nitelikte, belirgin, tanınabilen
TANJU: (Tanyu) Sonsuz genişlik, ululuk,olağanüstülük, mucize gibi
Hun imparatorlarının unvanlarından
TANLA: 1- Şaşılası, ürkütücü, olağanüstü, mucize 2- Suçlayan, yargılayıcı 3- Doğuş, tan vakti
TANLAĞI: Mucize
TANMAN: Tan vakti doğan
TANRIDAĞ: birl. Tanrı/Dağ “ Tanrı Dağı”
Çok eski dönemlerden beri, kutsanarak, Tanrı tarafından yalnızca Türklere tahsis edildiğine
inanılan ve halen kutlu kabul edilen sıradağların genel adı
TANRIKUT: birl. Tanrı/Kut
Tanrısal, Tanrıdan gelen, Tanrının Kutunu üzerinde bulunduran, haşmetli, Hun
imparatoru Mete Han’ın unvanı
TANSIĞ: (Tansık,Tansu) hayret verici, şaşırtıcı, olağanüstü
TANSU: 1- Tansık, mucize 2- Yadigar, armağan 3- Birleşik
TANTIK: 1- Çok konuşan, konuşkan 2- Tanıdık, hısım, ahbap
TANUĞ: Tanı, teşhis, kanıt, tanınan, tanınmaya yol açan
TANYU: (Tanju) Ulu, ulaşılmaz, hükümran
TAP: Dilek, istek, umut, yardım ve bunları içine alan beklentilerle dolu inanç
TAPAĞ: 1- Tapma, tapınma, saygı 2- Görev, iş
TAPAR: Tapan, seven, uman
TAPARLU: 1- Mutlu, umutlu 2- Sofu, dindar
TAPDUK: 1- Çocuğu uzun süre olmayanların, çocuğu olduğunda verdiği adlardan 2- Saygı ve sevgiye layık, saygıdeğer 3- İbadet, tapınma
TAPI: Tapınma, ibadet
TAPIK: Önde, önde olan, önde gelen
TAPIN: Tapınma, umma, beklenti
TAPINGU: Tapınılacak nitelikte sevilen
TAPIR: Buluş, yenilik, icat
TAPKI: Vicdan
TAPKIR: Ayak altında kalıp, katılaşan toprak
TAPKUR: Tabur, dizi, topluluk, kafile
TAPLAK: Rıza, kabul, teyit
TAPUK: Tapu, Tabu 1- Tapınma, dilek, istek 2- Tabu, kör inanç 3- Hizmet, hizmetli
TAPUKÇI: (Tapıcı) Saray muhafızı, muhafız askeri
TAPUKSAK: Saygılı, hürmetli
TAPUN: Kutsama, kutsal bir varlığa yönelme, beklenti, ibadet
TAPUNMUŞ: Sofu
TAR: Dar, darlık, zahmet, sıkıntı
TARA: Ağaç dallarını budamak için kullanılan bıçak
TARAGAY: Turgay, tarla kuşu, çayır kuşu
TARAKA: 1- Tarak, eşme, ayırma aleti 2- Saygı gösteren
TARAMAN: Tarayıcı,rençber, çiftçi
TARAN: 1- Geniş arazi, ekinlik, ekin yeri 2- Sınır, hudut
TARANÇI: 1- Sınır muhafızı 2- Ekinci, rençber
TARANG: Mevki sahibi, imtiyazlı, saygıdeğer
TARBAN: Gururlu, mağrur
TARDU: 1- Öncelikli, imtiyazlı 2- Durdu, duran yaşam
Göktürkler dönemi, üst düzey yöneticilere verilen bir unvan
TARDUŞ: İmtiyazlı
TARGAN: Savaşlarda, düşmanın geçeceği yollara, onların gidişini ağırlaştırmak ve güçleştirmek için bırakılan, kaya ve kütük parçaları
TARGUN: Mahçup, sıkılgan
TARHAN: (Tarkan) İmtiyaz sahibi soylu kişi. Bu kişiler, vergi vermez, suçları dokuz kereye kadar bağışlanır, kağan ve hanların huzuruna izinsiz girebilirlerdi.
TARHUN: Güzel kokulu bir yayla çiçeği
TARIK: Darı, tahıl, ekin
TARIM: 1- Emek, enerji, zahmet, sıkıntı 2- Ziraat, rençberlik 3- Irmakların küçük kolları
TARINÇ: Sınır, hudut, uç
TARING: 1- Derin, derinlik 2- Ziraat
TARKAN: İmtiyazlı ve soylu kişi (Tarhan)
TARKANÇ: 1- Öfke, gücenme, rahatsızlık, kızgınlık 2- Darılma, sıkılma
TARKAT: Bakan, nazır, yönetici, bürokrat
TARKINÇ: 1- Darılma, darlanma, küsme, küskünlük 2- İsyan, başkaldırma
TARLIG: 1- Güçlük, darlanma, sıkılma 2- Bahşiş, hediye
TARTA: Terazi
TARTAGAN: 1- Tartan, terazi 2- Dağınık, derbeder
TARTIŞ: Armağan, bağış
TARUG: 1- Darı, ekin 2- Hediye, bağış
TASAR: Plan, tasarı, tasarım
TASIM: Gösteriş, afi
TAŞ: 1- Dış, dışta olan, görünürde olan 2- Kaya parçası mec. Sertlik, dayanıklılık
TAŞAN: Taşmış, dışa vurmuş, coşkun
TAŞAR: Taşmış, coşkun, ateşli
TAŞGAN: Taşan, coşan, ateşli
TAŞGARU: Dışarı, dışarıdan, taşra
TAŞGIN: Taşmış, dışa vurmuş, coşkulu, ateşli, asabi
TAŞKI: Dışarıdan, taşralı
TAŞKIN: Coşkun, ateşli
TAŞRALU: Dışarıdan, yabancı
TAŞRIK: Dışarıda, gurbet, gurbetçi, sefere giden.
TAŞUG: Taşınabilir mal, menkul değer
TAŞÜREK: birl. Taş/Yürek ( Cesur, gözü kara)
TAT: 1- Yemek, damak 2- Uzak, uzakta, uzaktan, yabancılaşmış 3- Kılıç pası, paslı kılıç
TATAR: 1- Uzakta kalmış, yabancılaşmış 2- Çayırlık, mera 3- Kent dışında yaşayan
TATAŞ: (Dadaş) 1- Yakın dost, yaren, arkadaş 2- Uzakta kalmış, aynı uzaklığı paylaşan
TATIG: Tatlı, hoş
TATIR: Çayırlık, otlak, mera
TATLI: Tatlı veren, hoşa giden mec. Güler yüzlü, sevimli, cana yakın
TATU: 1- Barış, sulh 2-Uzağı gören, uzak görüşlü 3- Bakıcı, eğitici 4- Tatlı, tat veren
5- Yaratılış, fıtrat
TAV: 1- Hız, devinim, çeviklik, koşu, davranmak, harekete geçmek. 2- Dağ
TAVAR: Hızlı hareket eden, hızlı davranan.
TAVGAÇ: 1- Hızlı koşan, hızlı davranan, atik 2- Çekici, cezbedici
TAVIŞGAN: Tavşan
TAVLI: 1- Hızlı, atik 2- Dağ

2/7/2008

FRANSIZ İHTİLALİ(1789)

FRANSIZ İHTİLALİ(1789)

        Sebepleri:
        Fransız ihtilalinin sebeplerinin iç ve dış sebepleri olacak iki kısımda işleyebiliriz.

        İç Sebepler:
        1- Krallık Rejiminin İstibdadı: Fransa XVI. yüzyıldan beri koyu bir mutlakıyetle yönetilmekte idi. Krallar, memleketin sahibi ve efendisi sayılırdı. Kralın Tanrı'dan başka kimseye hesap vermeyeceği kabul olunurdu. Kral ve çevresinin , zengin ve gösterişli yaşamına karşılık, halkın sıkıntılı yaşamı, Kral'a tepki duyulmasına yol açmıştır.

        2- Sosyal Durum ( Halkın çeşitli Sosyal Sınıflara Ayrılması ): Fransız milleti eşitsizlik üzerine kurulmuş sosyal bir yapıya sahipti. Halk, birbirlerine eşit olmayan ve başka hak ve imtiyazlara sahip bulunan ; Soylular - Rahipler - Burjuvalar- Köylüler olarak, dört ayrı sınıfa bölünmüştü.

        Soylular: Büyük toprak ve Malikane sahibi idiler. Devlet memurluğu ve askerlikle uğraşırlar, devlete vergi vermezlerdi. Topraklarında, köylüleri çalıştırırlardı.
        Rahipler: Arazi ve mal sahibi idiler. Din bakımından Papa'ya bağlıydılar. Devlet ve Halk üzerinde dinsel otoriteye sahiptiler. Devlete vergi vermezlerdi.
        Burjuvalar: Şehir ve kasabalarda oturan, iş ve ticaret'le uğraşan kesimdi. Aydınlar bu sınıf içinde idi. ( Doktor, Mühendis, Avukat, Tüccar, Sanatçı ) . Siyasal hakları yoktu. Devlete vergi verirlerdi.
        Köylüler: Halkın çoğunluğunu oluşturmakta idiler. Vergi verirler, askerlik yaparlar, soylu kişilerin ve rahiplerin tarlalarında çalışırlar, gerektiğinde onların angaryalarını görürlerdi. Hiçbir siyasal hakları yoktu. Okuma - Yazma bilmezlerdi. Ekonominin bütün yükü, vergileri bu sınıf karşılıyordu.

        3- Fransız Aydınlarının Etkisi: XVIII.yy.da Fransa'da yetişen filozoflar, düşünceleri ve eserleriyle, Fransız halkını etkilemişlerdir. Bu aydınlar içinde en etkili olanları, Monteskiyö, Volter, Didero ve Jan Jak Ruso' dur.
        Monteskiyö , "İran Mektupları " adlı eserinde, bir İranlının ağzından Fransa' daki devlet rejimini, memleket yönetimini, sosyal durumu eleştirerek, hükümetin uygulamalarını ve soyluların yaşayışlarını halka göstermeye çalışmıştır. "Kanunların Ruhu Üzerine" adlı eserinde, devlet rejimlerini inceleyerek, en iyi devlet rejiminin, kanunları yapan kuvvetle, yürütme kuvvetlerinin birbirlerinden ayrıldıkları rejimler olduğu fikrine ulaşmıştır.
        Volter : Felsefe, Tarih, Edebiyat, Sosyoloji, Din alanlarında eserler yazmış, eserlerinde özgürlük ve vicdan özgürlüğü üzerinde durarak, genellikle Kilise ve Papazları eleştirmiştir.
        Didero : Fransa'nın en büyük Ansiklopedist lerindendir. Fransızları kültür yoluyla yükseltmeye çalışmış, devlet yönetimini eleştirerek, rejimin değişmesi gerektiğini söylemiştir.
        Jan Jak Ruso : Düşünceleriyle, Fransız halkını en çok etkileyen düşünürdür. " Sosyal Mukavele " ( Contrat Social ) adlı eserinde; " İnsanın hür olarak doğduğunu, fakat her yerde zincire vurulmuş bulunduğunu, hakları çiğnenen insanların, bu haklarını geri almaları için, ihtilalin meşru bir araç olduğunu, hükmetme hakkının yalnız millette bulunması gerektiğini söylemiştir.

        4- Mali Zorluklar, Vergilerin Ağırlığı : Fransız ihtilalinin en temel nedenidir. Sarayın israfları, Fransa'nın XVIII.yy. boyunca girdiği savaşlar, devletin ekonomik durumunun daha da bozulmasına yol açmış, halktan alınan vergilerin artırılmasına yol açmıştır.

        5- Eta jenaronun toplanması. (5 Mayıs 1789)

Dış Sebepler:
1-Rönesans sonrasında ortaya çıkan aydınlanma çağının etkisi .
2-Amerikanın bağımsızlığını kazanması.
3-İngiliz meşrutiyetinin etkisi.

İhtilalin Başlaması ve Dönemleri :

        Fransa Kralı, XVI. Lui' nin, halktan yeni bir vergi almak için "Etajenero" yu toplamasıyla başlayan İhtilal 5 dönemden geçmiştir.

        1. Etajenero, Milli Meclis ve Kurucu Meclis Devri (1789 - 1791) : Etajenero'nun, 5 Mayıs 1789' da toplanmasıyla başlayan bu dönemde, köylü ve Burjuvaların milletvekilleriyle, soylu ve rahiplerin milletvekilleri arasında toplanma konusunda anlaşmazlık baş göstermiştir. Toplantıların ayrı ayrı salonlarda değil, aynı salonda yapılmasını isteyen köylü milletvekillerinin isteği, soylu ve rahip milletvekilleri tarafından reddedilmiş, bunun üzerine bir araya gelen köylü ve burjuva milletvekilleri, halkın % 96'sını temsil ettiklerini ileri sürerek, Etajenero' ya, "Milli Meclis" adını vermişlerdir.
        Kral'ın soylu ve rahip milletvekillerinin etkisinde kalarak ,meclise karşı zor kullanmak istemesi, ve maliye bakanı Neker' i görevinden atması üzerine halk ayaklanarak, siyasal hükümlülerin hapsedildikleri "Bastil Hapishanesi" ni basmıştır. Hükümlüleri kurtardıktan sonra hapishaneyi yakmış, yıkmıştır. ( 14 Temmuz 1789 )
        Bu olaydan sonra Fransız halkı silahlanmış ve İhtilale katılmıştır.

        Milli Meclis;
        1. Soyluların ve Rahiplerin derebeylik döneminden kalma bütün haklarına ve ayrıcalıklarına son vererek, eşitliği kabul etti.
        2. Yeni bir Anayasa yaparak, İnsan ve Vatandaş Hakları bildirisini ( 17 madde ) anayasa'nın başlangıcına koydu.
        3. Yaptığı , yeni Anayasa nedeni ile Milli Meclise, Kurucu Meclis ( Assamblée Constituant) adı verildi.

        Kurucu Meclis: Çalışmaları ;
        1. Fransa Meşruti bir krallık olmuştur.
        2. Kanunları yapma yetkisi meclise, yürütme görevi kralın seçeceği Bakanlar Kurulu'na bırakılmıştır.
        3. Kral' a kanunları veto hakkı tanınmıştır.
        4. Kralın kaçma girişimi üzerine Cumhuriyet'in ilan edilmesini isteyenlere katılmamış, Kral'a Anayasa'ya sadık kalacağına dair yemin ettirmiştir.
        5. Üyelerinin hiçbirisinin, yeniden seçilmemesi koşuluyla kendini dağıtmıştır. ( 30 Eylül 1791 )

        2. Meşruti Krallık Meclisi Devri ( 1791-1792 ): Bu dönemde, yeni anayasadan memnun olmayan halk ve Cumhuriyetçiler, Paris'te büyük bir gösteri yapmışlar, kraldan yana olan Paris Belediye Meclisini dağıtarak "Komün" denilen Belediye Meclisini kurmuşlardır. Kralın oturduğu "Tüilöri Sarayı" na yürümüşler, sonuçta Kral tahttan indirilerek, ailesiyle birlikte hapsedilmiştir. Meşruti Krallık Meclisi' nin dağılması üzerine, Ülke yönetimi "Komün" ün eline geçti. 1791 Anayasa'sı yürürlüğünü kaybetti.

        3. Milli Konvensiyon Meclisi Devri ( 1792-1795) : Cumhuriyet ilan edilmiş ancak Cumhurbaşkanı seçilememiştir. Mecliste; Jirondenler ( İllerden seçilmiş milletvekilleri) , Montanyarlar ( Paris Milletvekilleri ), Mutediller ( Meclisin ortasında oturanlar- Kararsızlar) olmak üzere üç parti oluşmuştur. Jirondenler; İhtilalle kazanılan hakların kan dökülmeden yürütülmesini ve uygulanmasını, Montanyarlar; Cumhuriyetin ve kazanılan hakların kan dökülerek ve şiddetle korunmasını istemişlerdir. Jirondenlerin yönetimi ele geçirme çabası sonuç vermeyince, Montanyarlar'la arası açılmıştır. Kral ve Kraliçe yargılanarak idama mahkum edilmişlerdir. "Devrim evlatlarını yer" kuralının işlediği dönemdir. İhtilalin etkili isimlerinden Danton ve Robespiyer idama mahkum edilmişlerdir. "Genel Kurtuluş Komitesi" ve "İhtilal Mahkemeleri" kurularak, haklı-haksız binlerce kişi öldürülmüştür. Meclis tarafından Komite ve İhtilal Mahkemeleri ne son verilmiş, Konvensiyon meclisi yeni bir Anayasa yaparak kendini dağıtmıştır.

        4. Direktuvar Devri ( 1795-1799 ) : Devletin rejimi Cumhuriyettir. " Beşyüzler Meclisi " ve " İhtiyarlar Meclisi " olarak iki meclis oluşmuştur. Kanunları yapmak, Beşyüzler meclisinin, onaylamak İhtiyarlar Meclisinin görevidir. Yönetimi iki meclisin belirleyeceği 5 kişiden oluşan Beş Direktör yapacaktı. İçte kralcılar ve rahiplerle, dışta Avusturya- Prusya-Hollanda ile yapılan savaşlarla uğraşılmıştır. Napolyon, Mısır başarısızlığı üzerine Fransa'ya geri dönmüş, bu yönetime karşı olanlarla birleşmiş, Beşyüzler Meclisi toplantı sırasında iken meclisi askeri kuvvetlerle basarak üyelerin hepsini tutuklatmıştır. Bu gelişmeler üzerine İhtiyarlar Meclisi kendini dağıtmış, böylece Direktuvar devri sona ermiştir.

        5. Konsüllük Devri (1799-1804) : Anayasa'nın yeniden yapılması için iki komisyon kurulmuş, yürütme ve yönetme işlerine bakmak için de üç kişiden oluşan, Konsül seçilmiştir. Konsülün birinci kişisi Napolyon Bonapart' tı. Napolyon'un yazdığı Anayasa'ya göre üç konsül ülkeyi on yıl yönetecekler, kanunları Senato ve Tribuna adlarıyla anılan meclisler yapacaktı. Meclis üyelerinden birisinin, Napolyon'un İmparator olmasını önermesi üzerine halkoyuna gidilmiş, Napolyon İmparator seçilmiştir. Böylece Konsüllük devri sona ererek I.İmparatorluk dönemi başlamıştır.

        Avrupa’nın Tutumu
        İhtilalinin başlangıcında Avrupa’da tepki meydana gelmedi. Hatta bu kargaşadan Fransa’nın zayıflayarak çıkacağı düşüncesi uyandı. 1791 anayasasındaki “Fransa fetih amaçlı savaşlardan vazgeçmiştir” maddesi memnunluk uyandırmıştı.
        Ancak ihtilal sonucunda mutlakıyetin yıkılıp cumhuriyetin kabulü Avrupa krallıklarını telaşa düşürdü. Avrupa devletleri Fransa’ya karşı birleşti.

        İhtilal Savaşları(1792-1815)
        Fransa ile Avrupa devletleri arasında yapılan savaşlarda Fransa Avrupa’nın büyük bir kısmını ele geçirdi. Avrupa coğrafyası büyük ölçüde
değişti. Savaşlar Napolyon’un yenilgisi ile sonuçlandı.

Fransız ihtilalinin Sonuçları:
1. Soyluların ve rahiplerin ayrıcalıkları kaldırılarak eşitlik ilkesi getirildi.
2. Mutlak monarşi yıkılarak, egemenliğin halktan geldiği kabul edildi.
3. Eşitlik, adalet, milliyetçilik, hürriyet, ulusal egemenlik, laiklik, cumhuriyet gibi kavramlar önem kazandı.
4. Milliyetçilik fikrinin yayılması ile imparatorluklar dağılma sürecine girdi.
5. Mahalli otorite yerine merkezi otorite kabul edildi.
6. Eski toplum, eski kültür değerleri ve idareler değişim geçirdi.
7. Fransız İhtilali sonuçları bakımından evrensel olduğundan yeniçağın bittiği, yakınçağın başladığı kabul edildi.
8. İmparatorlukların yıkılması ile milli devletler kurulmaya başladı.
9. Dağınık halde bulunan milletler siyasi birliklerini kurmaya başladılar.
10. Daha önce İngiliz bilgini Locke tarafından ileri sürülen ve Amerika bağımsızlık savaşları sırasında Amerikalılar tarafından kabul edilen İnsan Hakları Bildirisi Fransızlar tarafından dünya çapında bir bildiriye dönüştürüldü. Bunda milliyeti, ailesi ne olursa olsun bütün insanların elde edecekleri doğal haklar belirtilmiştir.

2/7/2008

SADDAM HÜSEYİN REJİMİ

1979'dan 2006'ya Saddam rejimi

Irak'taki Saddam Hüseyin rejimi, ana hatlarıyla şöyle özetlenebilir:

  • 16 Temmuz 1979: Saddam Hüseyin, sağlık nedenleriyle istifa eden Cumhurbaşkanı ve Baas Genel Sekreteri Ahmet Hasan el Bekir'in yerine geçti.
  • 18 Mart 1980: Seçimle ulusal meclis kuruldu.
  • 22 Eylül 1980: İran'la savaş başladı.
  • 7 Haziran 1981: İsrail hava kuvvetleri, Fransa'nın Temmuz'da inşa ettiği reaktörü imha etti.
  • 17-18 Mart 1988: Irak birlikleri, Halepçe'de kimyasal silah kullandı, 5 bin kişi öldü.
  • 20 Ağustos 1988: İran'la ateşkes yürürlüğe girdi. Savaşta 300 bin Iraklı öldü.
  • 2 Ağustos 1990: Irak Kuveyt'i işgal etti.
  • 6 Ağustos 1990: BM Irak'a ambargo koydu.
  • 17 Ocak 1991: Irak'a karşı "Çöl Fırtınası" operasyonu başladı.
  • 27 Şubat 1991: Kuveyt kurtarıldı. 28 Şubat'ta Irak ateşkesi kabul etti.
  • 7 Mart 1991: Kuzeyde Kürtler, güneyde Şiiler ayaklandı. Kuzeyde müttefikler uçuşa kapalı bölge ilan etti.
  • 27 Ağustos 1991: Müttefikler güneyde de kapalı bölge ilan etti.
  • 13-18 Ocak 1993: Müttefikler Bağdat'ta fabrika vurdu. Bağdat'a göre, 44 kişi öldü.
  • 26 Kasım 1993: Bağdat, silahsızlanmasına ilişkin 715 sayılı BM kararını koşulsuz kabul etti.
  • Ekim 1994: Saddam, Kuveyt sınırı yakınlarına yeniden asker yığınca kriz patladı, müttefikler de bölgeye asker gönderdi.
  • 10 Kasım 1994: Bağdat Kuveyt'i resmen tanıdı.
  • 14 Nisan 1995: Saddam, BM'nin 986 sayılı "gıda karşılığı petrol" kararını reddetti.
  • 8-22 Ağustos 1995: Saddam'ın damadı General Kamil Hasan Ürdün'e sığındı.
  • 23 Şubat 1996: General Hasan ve kardeşi, Irak'a döndükten üç gün sonra öldürüldü.
  • 13 Kasım 1997: Irak, Amerikalı uzmanların denetimlere katılmasını engelledi ve 20 Kasım'da Amerikalı uzmanları sınır dışı etti.
  • 16-19 Aralık 1998: "Çöl Tilkisi" operasyonu yapıldı. Üç günde Irak'a 500 füze fırlatıldı.
  • 17 Aralık 1999: 1284 sayılı BM kararıyla yeni bir silahsızlanma programı yürürlüğe sokuldu.
  • 15 Ekim 2002: Saddam Hüseyin, oyların tamamını alarak yeniden başkan seçildi.
  • 27 Kasım 2002: BM silah denetçileri yeniden çalışmaya başladı.
  • 7 Aralık 2002: Saddam Hüseyin, 1990'daki işgal için Kuveyt halkından özür diledi.
  • 17 Mart 2003: ABD Başkanı George Bush, Saddam'a Irak'tan ayrılması için 48 saat süre tanıdı, aksi halde savaşın başlayacağını bildirdi. Bağdat, ültimatomu ertesi gün reddetti.
  • 20 Mart 2003: Amerikan-İngiliz kuvvetleri Kuveyt'ten Irak'a girdi.
  • 9 Nisan 2003: Amerikan birlikleri, ciddi bir direniş görmeden Bağdat'ın göbeğindeki Tahrir meydanına indi.
  • 3 Temmuz 2003: ABD Saddam Hüseyin'in yakalanmasını sağlayacak bilgi getirene 25 milyon dolarlık ödül vadetti.
  • 22 Temmuz 2003: Saddam Hüseyin'in iki oğlu Uday ve Kusay Musul'da bir Amerikan baskınında öldürüldü.
  • 13 Aralık 2003: Saddam Hüseyin Amerikan askerlerince kalesi Tikrit'te yakalandı ve koalisyon güçlerince bilinmeyen bir yere götürüldü.
  • 9 Ocak 2004: ABD, Saddam Hüseyin'in savaş esiri statüsüne sahip olmaya hakkı olduğunu açıkladı.
  • 30 Haziran 2004: İktidarın yeni Irak otoritesine devrinden 2 gün sonra Saddam Hüseyin ve rejimin 11 yetkilisi Irak sorumluluğuna verildi.
  • 1 Temmuz 2004: Saddam Hüseyin ilk kez yargıç önüne çıktı. Devrik lider, Halepçe katliamı dahil 7 suçlamayla yargılanmaya başladı.
  • 17 Temmuz 2005: 148 Şiinin ölümüyle ilgili Ducely davasıyla ilgili tahkikat tamamlandı.
  • 19 Ekim 2005: Irak Yüksek Ceza Mahkemesi duruşmaları başladı.
  • 19 Haziran 2006: Saddam Hüseyin üvey kardeşi Barzan El Tikriti ve Devlet Başkan Yardımcısı Taha Yasin Ramazan için idam istendi.
  • 21 Ağustos 2006: İkinci dava olan Enfal davası başladı. Devrik lider ve diğer 6 sanık Kürtleri katletmekle suçlandı.
  • 5 Kasım 2006: Saddam Hüseyin Barzan El Tikriti ve devrim mahkemesinin eski başkanı Avad el Bender idama mahkum eildi. Taha Yasin Ramazan ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
  • 26 Aralık 2006: Temyiz Mahkemesi, Saddam Hüseyin'in idam cezasını onadı.
  • 30 Aralık 2006: Irak'ın ABD tarafından devrilen devlet başkanı Saddam Hüseyin asılarak idam edildi.

  • <****** language="JavaScript1.2">
    ÖZEL DOSYALAR
    Oscar Adayları 2008
    Kutsal Ziyaret: Hac
    On Bir Ayın Sultanı Ramazan
    Mevlana
    Irak Savaşı
    Avrupa Birliği
    Almanak 2007
    Nato Zirvesi
    Barış Akarsu Hayatı
    11 Eylül Fotografları
    Amerikada Vahşet
    Afganistan Operasyonu
    17 Ağustos Depremi
    Kutsal Topraklarda Bitmeyen Kavga
    İNTERAKTİF DOSYALAR
    Kıbrıs Özel
    Ünlülerde Çocuktu
    Anayasalar
    First Lady'ler
    Kemal Sunal
    Afganistan'ı vuran silahlar
    ABD'nin Savaşları
    ABD Askeri gücü
    Dakika dakika operasyon
    ABD'de kıyamet günü ve yas (Foto galeri)
    Usame Bin Ladin'in kanlı eylemleri
    Kartal Cezaevi
    Deprem tuneli
    Kaçakların Dönüşü
    Sıradaki Kaçaklar

    Kategorilerim

    Blogcu ile yapıldı